29/10/2026 | Yazar: Umut Güner
Zeki Müren de bu topraklardaki her lubunya gibi sizi hep gördü ve size rağmen, bize rağmen var olabildi. Zeki Müren’in Zeki Müren olmasının mümkün olduğu zamanda, mekanlarda hep birlikte kurtulacağız, özgürleşeceğiz ya da hep birlikte çürümeye devam edeceğiz.
“LGBTİ+’ların kurtuluşu hetoroseksüelleri de özgürleştirecektir!”
1994’te yayın hayatına başlayan ve Türkiye’nin en uzun soluklu, herhangi bir sermaye grubu tarafından desteklenmeyen bağımsız LGBTİ+ kültür dergisinin şiarı. Kültür sayısına lubunyalık ve lubunya alt kültürü ve bu kültürün değişimi üzerine ne yazacağımı düşünürken Arkadaş Z. Özger’in Merhaba Canım şiirinin son mısraları dilime dolandı:
Zeki Müren’i seveceksiniz (Zeki Müren’i Seviniz)
Arkadaş Z. Özger kime söyledi bu sözleri? Bu mısralarla Kaos GL’nin şiarıyla söylemek istediğini söylemiş olabilir mi? İkinci soruya bu yazıda yanıt verebilecek miyim bilmiyorum ama birlikte düşünelim istiyorum.
Arkadaş Z. Özger’in de bu coğrafyaya doğan her lubunya ile aynı kaderi paylaştığını anlıyoruz hem şiiriyle kendini var etme mücadelesinden hem de o şiiriyle ‘ben buradayım’ dedikçe üç maymunu kendiliğinden oynayan ve lubunya kimliğini görmezden gelen dostlarıyla, yoldaşlarıyla, okurlarıyla kurduğu ilişki açısından. 2012 Homofobi Karşıtı Buluşma kapsamında Arkadaş’ın okuduğu Mülkiye’de ve Koridor Dergisi’nde bir etkinlik örgütlemiştik. Etkinliğine katılan Arkadaş’la örgütlü bir yoldaşı “Bize ne arkadaşın geyliğinden eşcinselliğinden biz onun yoldaşıyız şair kimliği bizim için önemli” demişti.
Arkadaş’ın Merhaba Canım şiirini okumuş ama o şiirin kendisine yönelik yazıldığını, Arkadaş için o şiirin bir açılma eylemi olduğunu fark etmeden Arkadaş yaşarken de öldükten sonra da yoldaşlık yapmaya devam etmiş. Arkadaş’ın cinsel yöneliminin bizi ilgilendirmediğini bu kadar rahat söyleyebildiğimiz bir kültürde Arkadaş gerçekten kendini ne kadar var edebildi?
Arkadaş’ın bütün “solculuğuna” rağmen neden Zeki Müren’i seveceksiniz dediğini Arkadaş’ın ölümünden 39 sene sonra daha anlamayan yoldaşları en azından 2012’de bir ibne derneği ile ortak etkinlikte buluşacak kadar değişip dönüşmüşlerdi. Eminim halen Zeki Müren’i sevmiyorlardı ama meyhanede, rakı masasında devrim yaparken dinliyorlardı.
Peki, Arkadaş Z. Özger gerçekten Zeki Müren’i kendisi sevdi mi? “Seveceksiniz” derken bu aynı zamanda kendisine bir tembih olabilir mi? Bu soruların yanıtını bilmek imkansız ama Arkadaş’ın ölümünden 4 sene sonra doğan bir lubunya olarak Arkadaş’ın Zeki Müren’i seveceksiniz mısrasının bende nasıl yankıladığından bahsetmek istiyorum. Benim kuşağım için 12 Eylül darbesi sonrasında darbenin sadece örgütlü toplumu değil, gündelik hayatı da yerle bir ettiği bir atmosferde Zeki Müren ve Bülent Ersoy görünen iki kişiydi. Bülent Ersoy ve Zeki Müren’in diğerlerine (tüm topluma) benzemediğini ama benim de onlara çok benzemediğimi düşünerek büyüdüm. 2000’lerin başında bunu “Bir Zeki Müren, Bir Bülent Ersoy bir de ben” sendromu olarak adlandırıyorduk ve hepimiz bu sendromu bir şekilde yaşıyorduk. Lubunya kimliğimizle barışırken, kavga ederken, uzlaşırken ya da inkar ederken hep karşımıza Zeki Müren, Bülent Ersoy geliyordu. Ben özelim, onlara benzemiyorumla kimliğimizi inşa ediyorduk. Olumlu bir model görmediğimiz ve egemen olan norm modellerine sığmadığımızda kimliğimizi inşa etme süreci de bir o kadar zor oluyordu. Zeki Müren ve Bülent Ersoy’a ve onlara benzeyenlere benzememek üzerinden kimliğimizi kurarken içselleştirilmiş homofobimizi, transfobimizi ve bifobimizi besleyebildiğimiz kadar besliyorduk ve bunun bize iyi geldiğini zannediyorduk, ancak bu tek başına yetmediği zamanlarda kendin gibi birilerini bulma ihtiyacın olduğunda, aslında “onlara” benzemeyen insanlarla karşılaştığında da kendinin o kadar “özel” olmadığını fark ediyorsun. Ve fonda artık Cem Karaca’dan “Bence sen de artık herkes gibisin” çalıyor.
Biz birbirimizi bulduğumuzda bunları konuşmaya çalışıyoruz. Birbirimizden öğreniyoruz. Ve her birimiz Zeki Müren’i sevdikçe değişiyoruz, güzelleşiyoruz. Zeki Müren’i sadece dinlemeyip duymaya, anlamaya başladıkça da bu toplum değişecek.
Peki Zeki Müren, Zeki Müren’i sevdi mi?
Zeki Müren’in sergisini Mayıs 2015’te Ankara’da Çağdaş Sanatlar’da gezmiştim. Sahneleri bıraktıktan sonraki kendiliğindenliğine, güzelliğine ve Zeki Müren’liğine hayran kalmıştım. Bu yazıyı o sergide gördüğüm ve içimde hep yaşayan, hep gizliden gizliye sevdiğim Zeki Müren için kaleme aldım.
Zeki Müren’i seveceksiniz!
*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
