19/10/2026 | Yazar: Yıldız Tar

İktidar, kafamızı gömdüğümüz o kara toprağın dibine gömülmüş LGBTİ+ların hayaletlerinden de korkmuyor belli ki. Eğer kafamızı toprağa gömersek; nefret cinayetiyle yaşamı elinden alınmış, yaşama şansı hiç verilmediği için intihara sürüklenmiş, ömrü boyunca kendisi olamamanın acısını yaşamış ve bu dertle ölmüş LGBTİ+ların hayaletleri karşılayacak bizi

Kaos GL Dergisi Yan Yana sayısı Çerçeve yazısı: Yan yana durmak yeter mi? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Elinizde tuttuğunuz derginin dosya konusu mücadeleden çıktı. Yargı paketleri ile LGBTİ+ları hapse atmayı ve cinsiyet uyum süreçlerini neredeyse suç haline getirmeyi hedefleyen saldırı dalgalarına karşı bir dalgakıran etkisi gören Eşitlik İçin Yan Yana Platformu’nun mücadelesinden ilhamla hazırladık dosyamızı.

LGBTİ+ derneklerinin çabalarıyla bir araya gelen iki yüzden fazla sivil toplum örgütü, “LGBTİ+lara saldırılar karşı yan yanayız” diyerek çıktı yola ve ekledi:

“Herkes, insan onuruna yakışır bir hayat sürebilmeli ve yaşam, özgürlük ve güvenlik hakları da dahil tüm insan haklarından tam olarak yararlanabilmelidir. Bu nedenle, LGBTİ+ haklarını korumaya, insan haklarını savunmaya ve herkes için eşitliği ve insan haklarını savunan herkesin yanında durmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz.”

Her dalgada bu yan yanalık hali büyüdü. 12. Yargı Paketi sürecinde bu yan yanalığa 1001 entelektüel de imza kampanyasıyla katıldı. Siyasetçi, sanatçı, hukukçu, gazeteci ve akademisyenlerin bulunduğu 1001 kişi, paketteki çocuk, LGBTİ+ ve kadın haklarını hedef alan ve dijital gözetimi yaygınlaştıran düzenlemelere karşı çıktı.

Onlarca şehirde kadınlar, feministler ve LGBTİ+ aktivistleri sokakları doldurdu, LGBTİ+ düşmanlığına geçit vermedi. LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler içeren 12. Yargı Paketi’ne yönelik tepkiler Türkiye’nin dört bir yanından yükseldi. Kadınlar ve LGBTİ+lar, 26 şehirde düzenlenen 32 eylemde bir araya gelerek paketin meclise gelmemesi için çağrı yaptı.

Bütün bu mücadeleler, yargı paketini -şimdilik- erteletti. Ama iktidarın daha önceki yasa yapma pratiklerinden biliyoruz ki tehlike tamamen sona ermiş değil. Bir gün, bir sabah uyandığımızda bu yasanın meclise sunulduğunu görebiliriz.

Ve bu durum sürekli tetikte bir ruh halini dayatıyor mücadeleye. Yarını düşlememizi, yarını bugünden kurmamızı engelleyen bir mengeneyle sıkıştırılıyoruz. Sürekli endişeyle yaşamak, bir önceki sayımızda Ecmel Deniz’in yazısının başlığında dediği gibi “sürekli kendimizi savunmak zorunda kalırken kendimizi sevmeye vakit kalmaması” hem bireysel hem de toplumsal düzlemde ciddi sorunlara yol açıyor. 

Bu vaziyetin sürdürülebilir olmadığı da aşikâr. 

İktidar açısından da sürdürülebilir değil, LGBTİ+lar açısından da. İktidar, memleketteki tüm dertleri çözeceğini iddia ettiği o kutlu ânı geciktirse de, kurtuluş gününün yakın olduğuna ilişkin mesajlar vermekten vazgeçmiyor. İktidarın kurtuluş dediğinin kendisi açısından bir kıyamet olacağını bilen LGBTİ+ toplumu ise diken üstünde beklerken bir yandan da iktidarın müjdesinin aslında toplumun geneli için de bir müjde olmadığını, olmayacağını anlatmaya çalışıyor.

“Yeni Bir Yer” dosyamızla bu tıkanıklığın ötesine geçmeye çalışmıştık. Sıkıştığımız yerlerde, bataklığın dibine sürüklenirken yıldızlara bakmayı tercih etmiştik. Göklerden bir gücün bizi kurtarması için değil. Yıldızların ışığıyla aydınlanan gecenin ortasında, tutunacak bir dalı görebilmek ve onun sayesinde bataklıktan çıkabilmek için…

Şimdi de yan yanalığı sorguluyoruz. Yan yana durmanın kıymetini görmezden gelmeden, yan yana durmanın ötesine nasıl geçebileceğimizi tartışıyoruz. Çünkü yargı paketleri geçmese de geçmiş gibi davranan bir anlayışla mücadeleye devam ediyoruz. Kurtuluş ya da kıyameti bekleten iktidar, bir yandan cehenneme giden yolun taşlarını sansürle, tutuklamalarla, polis baskınlarıyla, karalama kampanyalarıyla döşüyor. 

***

Bugünü layıkıyla anlamak için tarihe bakmakta yarar var. Geleneksel tarih anlayışı yaşamları dönemlere ayırır. Öyle bir an gelir ki çağ kapatır, çağ başlatır. Keskin bir kılıçla kesip atar eski çağı. Yerine yenisini getirir.

Sosyalist literatür bu anî değişimin devrimle, sosyalist devrimle olacağını müjdeler. Bir gün gelecektir ki kendinden önceki günden çok daha güzel olacaktır dünya.

Muhafazakârlarsa, icat ettikleri geçmişe tutunur sıkı sıkıya. Kendilerini ve mesul olduklarını kaotik bir dünyanın korkularıyla harlar. Onların devrimi geçmiş güzel günleri geri getirme arzusudur. Geçmiş, geçtiği için kimsenin hafızasında bütünüyle kalmaz. O yüzden kolaydır geçmişi yeniden ve yeniden kurgulamak.

AKP iktidarının toplum mühendisliği çabalarının bir parçası olan LGBTİ+ düşmanı politikalarını anlamak için muhafazakârlıktan bahsetmek tam da bu yüzden yetmiyor. Çünkü AKP, ilk günden beri eski Türkiye’den ve onun kötülüklerinden dem vurarak güç kazandı. AKP’yle birlikte yeni Türkiye’ye geçtiğimizi muştuladı. Eski Türkiye’de acılar vardı. Yenisinde yok. Eski Türkiye’de kardeş kardeşi vuruyordu. Yenisinde bitti. Eski Türkiye kabusundan uyandık. Bir rüyanın ortasındayız…

Öte yandan bu anlatının ilk dönemler ürkekçe, şimdilerde ise daha açıktan bir Osmanlı hayranlığıyla bezenmesi, muhafazakârlığın geçmişe özleminin bir yansıması. Bölgesel güç olma arzusunun çağırdığı hafıza, Osmanlı İmparatorluğu.

Tam da bu noktada LGBTİ+lara dönük bu karalama kampanyası LGBTİ+ların eski Türkiye’nin parçası olduğu şeklinde ilerlemiyor. Osmanlı’da olmadığını da açıktan iddia edemiyorlar. Çünkü LGBTİ+ varoluşu tüm sansürlere rağmen tarihin çatlaklarından sızıyor.

Bugüne kadar LGBTİ+ hakikatinin sızdığı çatlakları yamayarak kapatma stratejisi güden iktidar, bu sefer sorunu kökten çözmek istiyor. Devekuşu gibi kafamızı toprağa gömmemizi, kafalarımız topraktayken LGBTİ+’ları kamusal ve özel alandan silme yasasını geçirmeyi istiyor. 

Kafamızı gömdüğümüz o kara toprağın dibine gömülmüş LGBTİ+ların hayaletlerinden de korkmuyor belli ki. Eğer kafamızı toprağa gömersek; nefret cinayetiyle yaşamı elinden alınmış, yaşama şansı hiç verilmediği için intihara sürüklenmiş, ömrü boyunca kendisi olamamanın acısını yaşamış ve bu dertle ölmüş LGBTİ+ların hayaletleri karşılayacak bizi. 

***

Kafamızı kuma gömmeme eyleminin siyasal düzleme tercümesi -şimdilik- yan yana durmak. Yan yana durarak; etten, kemikten, ruhtan, zihinden bir barikat oluşturarak zulmün kapılarının açılmasını engellemek. Zulmün eşiğinden geçmemek için bütün varlığımızı seferber etmek.

Ancak iktidarın özel savaş politikası güder gibi saldırmasına karşı barikat oluşturmanın ötesini de düşlemek gerek. Ne de olsa savaşı asıl bitirecek olan, barışın sesini olabildiğince yüksek tutabilmek. Barışı ilmek ilmek örmek. Bunun için de yan yana durmak yetmez. Yan yana dururken birbirimizi tanımamız, tanıdığımız ölçüde değişmeye dönüşmeye açık olmamız gerek.

Tanışıklıktan ne çıkar demeyin. Tanışmak, birbirini tanıyarak yola çıkmak bütün dünyayı değiştirebilir. Tanışmak, ötekinin insan olduğunu kabul etmektir. İnsandışı alana itileni geri davet etmektir. Bu yönüyle önemli bir mesuliyettir de.

Kaos GL ve 17 Mayıs Derneği’nin geçtiğimiz yıl yayımladığı “LGBTİ+’lara İlişkin Algı Araştırması”nın sonuçları tam da bu tanıdıklığın, tanışıklığın ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçlarına göre; LGBTİ+ tanıdığı olanlar “LGBTİ+lar aileyi yıkıyor”, “LGBTİ+lar sapkındır”, “LGBTİ+lar sosyal dokuyu bozuyor”, “LGBTİ+lar yerli ve milli değildir”, “LGBTİ+ dernekleri, aile yapısını ve toplumu bozuyor”, “LGBTİ+lar çocuklara kötü örnek oluyor” gibi LGBTİ+ düşmanı önermelere LGBTİ+ tanıdığı olmayanlara göre çok çok daha az katılıyor. “LGBTİ+ların daha görünür olması olumludur çünkü diğerlerine varoluşları konusunda daha açık olmaları için ilham verecektir” gibi önermelere ise çok çok daha fazla katılıyor.

Çünkü toplum; LGBTİ+ realitesi ile arasına örülen siyasal ve toplumsal şiddet duvarı, gözbağı olmadan ilişki kurabiliyor. Uzaktaki canavarları değil, kendisi gibi acıları, sevinçleri, umutları, dertleri, aşkları, şarkıları yani hikâyeleri olan insanları görüyor. Ve bir tanıdıklıktan neler neler doğuyor…

***

Tanışmak için her şeyden önce karşılaşmak gerek. Ve o karşılaşma anında doğru soruları sorabilmek, cevapları tüm açık yürekliliğimizle dinleyebilmek, o cevapların bazılarından hiç de hoşlanmayabileceğimiz gerçeğine hazır olmak, kendimizle yüzleşebildiğimiz ölçüde birlikte yaşamanın koşullarını oluşturabileceğimizi görmek gerek.

Tanışmak ve ardından yan yana durmak bize bir zemin sağlıyor. O zeminde neler yapacağımız, bundan sonrasını belirleme kudretine sahip. O zemini sadece kendimizle mi sınırlı tutacağız? LGBTİ+ haklarını desteklemeyi bir “modernlik” ya da “muhaliflik” nişanesi olarak yakamıza takıp yola devam mı edeceğiz? Yoksa semboller dünyasından çıkıp gerçek hayatta gerçek karşılaşmalar ve nihayetinde bağlar yaratmak için sorumluluk mu üstleneceğiz?

Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar ve bu yanıtları verirken zihnimizin gerisindeki amacımız yan yana durmayı statik bir mesele olmaktan çıkarıp dinamik bir kitleselliğe dönüştürebilir. Amacımız, sırayı savmak ya da günü geçirmek olmadığı ölçüde yan yanalıktan yepyeni yerler, yepyeni düşler, yepyeni deneyimler çıkabilir.

Üzülerek söylemeliyiz ki tek umudumuz da bu. 

James Baldwin, denemelerinden oluşan Kimseler Bilmez Adımı kitabının girişinde, yan yana durmanın zeminine ve o zemin üzerinde yükselebileceklerin ötesine dair bir işaret fişeği işlevi görebilecek şu cümlelerle seslenir okurlarına:

“İnsanın kendi kendine sorduğu sorular en nihayetinde dünyayı aydınlatmaya başlar ve başkalarının deneyimlerini anlamanın anahtarı haline gelir. İnsan ancak kendisinde yüzleşebildiği şeylerle başkalarında yüzleşebilir. Bilgeliğimizin ve merhametimizin ölçüsü bu karşılaşmaya bağlıdır. Bu enerji, yıkılmış uygarlıkların enkazında bulunabilecek tek şey ve bizim uygarlığımızın tek umududur.”

Yan yana durmanın ötesine geçmeye hazır mıyız?

Kaos GL dergisine abone olun

Bu yazı ilk olarak Kaos GL Dergisinin Yan Yana dosya konulu 210. sayısında yayınlanmıştır.

Abone olmak veya tek sayı satın almak için tıklayın.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 


Etiketler: insan hakları, dava, yargı paketi, müstehcenlik, genel ahlak
İstihdam