05/11/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç
Cumhuriyetçi Parti Kongrede çoğunluğu kaybederken LGBTİ+ temsili rekor kırdı. Ancak trans karşıtı yasaklar ve hak mücadeleleri seçimlerin ardından da gündemde.
ABD'de 3 Kasım Salı günü yapılan ara seçimlerde Demokratlar, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elde etti. Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu birçok seçim bölgesinde de Demokrat adaylar kazandı. Senatoda yedi sandalye Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçerken Demokratların sandalye sayısı 54'e yükseldi. Böylece parti, 51 sandalyelik çoğunluk eşiğini aşarak Kongrenin her iki kanadında da çoğunluğu sağladı.
Ara seçimler, ikinci başkanlık döneminde LGBTİ+ haklarını hedef alan politikalarıyla gündeme gelen Donald Trump açısından siyasi bir gerilemeye işaret ederken LGBTİ+’lar açısından da önemli sonuçlar ortaya çıktı. Washington Blade’in aktardığına göre, rekor sayıda açık kimlikli LGBTİ+ siyasetçi Kongreye seçildi.
New Hampshire’da Demokrat Chris Pappas, Cumhuriyetçi rakibi John E. Sununu’yu geride bırakarak ABD Senatosuna seçilen ilk açık eşcinsel erkek oldu. ABD Virjin Adaları’nda ise Janelle Sarauw, bağımsız aday Shelley Moorhead karşısında öne geçti. Sarauw, seçim kampanyasında sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesini savundu. Kaliforniya’da ise eyalet senatörü Scott Wiener’in seçimleri göğüsledi. Wiener, seçim kampanyasında LGBTİ+ haklarının genişletilmesi, transların haklarının korunması, sağlık ve barınma maliyetlerinin düşürülmesi ile LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığı yasaklamayı amaçlayan Eşitlik Yasası’nın kabul edilmesi vaatlerine yer verdi.
Sandığın iki yüzü: temsil ve yasaklar
ABD’de 3 Kasım’da sandığa sadece adaylar değil, LGBTİ+’ların temel hakları da taşındı. En az yedi eyalette seçmenler, evlilik eşitliğinden transların sağlık ve spor hakkına kadar uzanan düzenlemeler için oy kullandı. Demokratların Kongrede çoğunluğu elde etmesine karşın eyaletlerdeki oylamalarda LGBTİ+ hakları açısından birbirinden farklı kararlar çıktı.
Arizona, Nebraska ve Washington'da seçmenler, trans öğrencilerin cinsiyet kimliklerine uygun spor takımlarına katılmasını kısıtlayan düzenlemeleri kabul etti. Colorado'da ise trans öğrencilerin spora katılımını kısıtlayan öneri ile 18 yaş altındakilerin cinsiyet uyumuna ilişkin belirli ameliyatlarını yasaklamayı amaçlayan düzenlemede kabul oyları önde olsa da sonuçlar henüz kesinleşmedi.
Öte yandan Missouri'de seçmenler, transların sağlık hizmetlerine erişimini ve kürtaj hakkını kısıtlamayı amaçlayan anayasa değişikliğini reddetti. Vermont'ta cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi dahil çeşitli temellerde ayrımcılığı yasaklayan eşitlik düzenlemesi kabul edildi. Virginia'da ise seçmenler, eyalet anayasasındaki eşcinsel evlilik yasağının kaldırılmasını ve evlilik eşitliğinin anayasal güvenceye alınmasını destekledi.
Böylece ara seçimlerde LGBTİ+ siyasetçilerin Kongredeki temsili artarken transların haklarını kısıtlayan düzenlemeler de bazı eyaletlerde seçmenlerin onayını aldı. Söz konusu sonuçlar, Cumhuriyetçilerin Kongrede çoğunluğu kaybetmesinin LGBTİ+ karşıtı politikaların da sandıkta bütünüyle reddedildiği anlamına gelmediğini gösteriyor. Özellikle transların hakları söz konusu olduğunda, Kongredeki siyasi dengelerin değişmesi ile eşitlik ve özgürlüklerin güvence altına alınması arasındaki mesafe varlığını koruyor.
183 milyon dolarlık düşmanlık: seçime giden yol trans karşıtlığıyla döşendi
Seçim sürecinde de LGBTİ+ hakları, kampanyaların öne çıkan başlıklarından biri oldu. Özellikle Cumhuriyetçiler, transları hedef alan söylem ve reklamlarla LGBTİ+ karşıtlığını seçim propagandasının önemli bir parçası haline getirdi.
Associated Press'in (AP) aktardığına göre, Cumhuriyetçiler ara seçimler öncesinde Demokrat adayları trans hakları üzerinden hedef alan televizyon reklamlarına yaklaşık 183 milyon dolar harcadı. Reklam verilerini inceleyen AdImpact şirketine göre, 25 Ekim'e kadar ülke genelinde yaklaşık 217 bin trans karşıtı reklam yayınlandı. Cumhuriyetçilerin bu reklamlara ayırdığı bütçe, 2024 başkanlık seçimlerinin aynı dönemindeki 151 milyon dolarlık harcamayı da geride bıraktı.
Trans karşıtı kampanyaların en yoğun yürütüldüğü eyaletlerden biri Texas oldu. Cumhuriyetçi Senato adayı Ken Paxton'ı destekleyen ve büyük ölçüde Elon Musk tarafından finanse edilen Texas PAC, Demokrat aday James Talarico'yu hedef alan reklamlar yayımladı. Eyalette trans karşıtı reklamlara yaklaşık 58 milyon dolar harcanırken bu reklamlar 50 binden fazla kez gösterildi.
Ohio'da da Demokrat Senato adayı Sherrod Brown, transların spor müsabakalarına katılımı ve sağlık hizmetlerine erişimi üzerinden hedef alındı. Ohio'daki trans karşıtı reklamların maliyeti yaklaşık 26 milyon dolara ulaştı. Cumhuriyetçiler Kansas, Güney Carolina, Iowa ve Mississippi'de de benzer kampanyalar yürüttü.
Cumhuriyetçilerin trans karşıtı kampanyalara ayırdığı milyonlarca dolar, seçimlerin hangi meselelerin gündemden düşürülerek yürütüldüğünü de göstermesi açısından kritik. Seçmenlerin büyük çoğunluğu hayat pahalılığını ve ekonomik sorunları öncelikli görürken Cumhuriyetçiler, transların varlığını ve haklarını siyasi bir tehdit anlatısının merkezine yerleştirdi. Ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği, Trump yönetiminin savaş politikalarına yönelik itirazların yükseldiği bir dönemde trans karşıtlığı, seçime giden süreçte toplumsal hoşnutsuzluğun yönünü değiştirmeye ve iktidarın politikalarına yönelik eleştirileri geri plana itmeye “elverişli” bir siyasi araç olarak kullanıldı.
HRC: “Haklarımız tartışma konusu değil”
Cumhuriyetçilerin milyonlarca dolar harcadığı trans karşıtı seçim kampanyaları, LGBTİ+ örgütlerinin seçim sonuçlarına ilişkin açıklamalarının da odağındaydı. İnsan Hakları Kampanyası (HRC) ve GLAAD, seçim sonuçlarını LGBTİ+ karşıtı siyasete verilen bir yanıt olarak değerlendirdi.
HRC Başkanı Kelley Robinson, “Seçmenler bu gece çok güçlü bir mesaj verdi: Eşitlik kazanır” dedi. Cumhuriyetçilerin iki yıldır LGBTİ+’ları hedef alan bir kültür savaşı yürüttüğünü belirten Robinson, “Aileler ekonomik zorluklarla mücadele ederken trans karşıtı reklamlara 340 milyon dolar harcadılar. Seçmenler artık yeter dedi” ifadelerini kullandı.
Robinson, Kongreye seçilen LGBTİ+ siyasetçilerin sayısındaki artışa ve eyaletlerdeki halk oylamalarına da dikkat çekerek “Haklarımız tartışma konusu değil, topluluğumuz siyasi saldırıların hedefi olmayacak ve hiçbir yere gitmiyoruz” dedi.
GLAAD: “Translar hakkında korku yaymak kaybettiren bir stratejidir”
ABD merkezli LGBTİ+ medya savunuculuğu örgütü GLAAD Başkanı ve CEO’su Sarah Kate Ellis ise seçim sonuçlarını değerlendirirken “Seçmenler, özgürlük, hesap verebilirlik ve demokrasi için tarihi bir zafer kazandı. Eyalet eyalet, LGBTİ+ adayları da kapsayan, Amerika’nın çeşitliliğini yansıtan bir ülke için oy kullandılar” dedi.
Ellis, Cumhuriyetçilerin trans karşıtı seçim propagandasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Gerçek şu ki translar hakkında korku yaymak, kaybettiren bir stratejidir. 2026 seçimleri, bu stratejinin denendiği son kampanya olarak tarihe geçmelidir. Seçmenler, translar hakkında yanlış bilgiler yayan yüz milyonlarca dolarlık utanç verici reklam kampanyalarını reddetti.”
Missouri’de trans karşıtı düzenlemenin reddedilmesini ve Virginia’da evlilik eşitliğinin güvence altına alınmasını hatırlatan Ellis, trans karşıtı kampanyaların seçmenlerin öncelikli gündemlerinden dikkatleri uzaklaştırdığını vurguladı:
“Sonuçlar, translara saldırmanın seçmenlerin büyük çoğunluğunun desteklediği bir mesele olmadığını, aksine seçmenlerin en çok önem verdiği konulardan dikkatleri uzaklaştıran tehlikeli bir strateji olduğunu gösteriyor.”
Trump’ın LGBTİ+ karşıtı politikaları (şimdi) ne olacak?
Trump, ikinci başkanlık dönemine LGBTİ+ haklarını hedef alan kararnamelerle başlamıştı. Federal kurumların sadece kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyeti tanımasını öngören düzenlemeyi, transların askerlik yapmasını, cinsiyet uyumuna ilişkin sağlık hizmetlerine erişimini ve spor müsabakalarına katılımını kısıtlayan kararlar izledi.
Demokratların Kongrenin iki kanadında çoğunluğu elde etmesi, bu politikaların kendiliğinden yürürlükten kalkacağı anlamına gelmiyor. Ancak yeni çoğunluk, Trump yönetiminin uygulamalarını soruşturma, federal kurumları denetleme ve bütçe süreçlerinde LGBTİ+ karşıtı politikalara ayrılan kaynakları tartışmaya açma imkanına sahip olacak. Trump’ın veto yetkisi ise yeni düzenlemelerin önünde önemli bir engel olmaya devam edecek.
Kongreye seçilen açık kimlikli LGBTİ+ siyasetçilerin sayısındaki artış da hak ihlallerinin yasama gündemine taşınması açısından yeni olanaklar yaratabilir. Ancak bazı eyaletlerde transların haklarını kısıtlayan düzenlemelerin kabul edilmesi, siyasi temsilin artmasının tek başına hakların güvence altına alınması anlamına gelmediğini bir kez daha gösteriyor.
Öte yandan hukuki mücadeleler sürüyor. Transların cinsiyet uyumuna ilişkin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayan kararlar, federal cezaevlerinde hormon tedavisine erişim engelleri ve trans öğrencilerin spor müsabakalarına katılımını hedef alan düzenlemeler mahkemelerde tartışılmaya devam ediyor.
Ara seçimlerin ardından asıl mesele, Trump yönetiminin siyasi gücünün ne ölçüde sınırlandırılacağından çok, Kongrede değişen dengelerin LGBTİ+ haklarına yönelik kısıtlamaları ne ölçüde durdurabileceği ve özellikle transların sağlık, eğitim ve spor haklarının korunmasında nasıl bir karşılık bulacağı olacak.
Kaynaklar: Washington Blade, LGBTQ Nation, Associated Press (AP), News6, GLAAD, Human Rights Campaign (HRC)
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
