17/09/2026 | Yazar: Kaos GL
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, LGBTİ+’ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonuna tepki gösterdi; operasyonun Anayasa’ya aykırı olduğunu ve demokratik siyasete bir müdahale niteliği taşıdığını söyledi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, LGBTİ+ derneklerini ve aktivistleri hedef alan “Ailem Güvende” operasyonuna tepki gösterdi; operasyonun Anayasa’ya aykırı olduğunu ve demokratik siyasete bir müdahale niteliği taşıdığını söyledi.
Yeni Arayış’tan Murat Aksoy’a konuşan Özel, operasyon kapsamında “müstehcenlik” ve “ahlaksızlık” suçlamalarıyla kişilerin kriminalize edildiğini belirtti; şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle fevkalade özensiz yürütülen bir operasyon. Herkesin bir anlamda aynı çuvala sokulup kriminalize edildiği bu durum ile karşı karşıyayız. Yapılan operasyonun nasıl sonuçlar doğuracağı hiç düşünülmeden, son derece özensiz bir süreç var karşımızda. Bakıyorsunuz kimlere operasyon yapılıyor. Mesela sadece doktorların üye olabildiği cinsel sağlıkla ilgili derneklere, sadece uzman hekimlerin üye olabildiği cinsel yönelim konusunda faaliyet gösteren derneklere, HIV ile mücadele yani AIDS ile mücadele eden derneğe operasyon yapılıyor. Yine operasyon yapılanlar arasında ailelerin dayanışma dernekleri dahi var. Dahası bunların tamamına ahlaksızlık, müstehcenlik suçlamaları yöneltiyorlar.”
Özel, operasyonun yapılmasına Adalet Bakanı’nın karar vermeyeceğini ve Adalet Bakanı’nın 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığına yargı yetkisinin kullanılması yönünde talimat yollayamayacağını vurguladı; bu durumun bakanın bağımsız olan yargı yetkisini kullanması anlamına geldiğini söyledi:
“Bu operasyonlar bir gerçeği görmezden gelmek istiyor olabilir ama bu o gerçeği ortadan kaldırmaz sadece gözden kaybolur. Ve gözden kaybolduğu yerde, her türlü haksızlık, hukuksuzluk, sağlıksız durumlar ortaya çıkar. Mesela 18 ilde eş zamanlı operasyon yapılıyor. Normalde bir savcı bunları koordine eder ve operasyonlar eş zamanlı yapılır. Burada karar suç işlendiği yönünde şüphesi olan savcılıktadır. Ama bu operasyonun yapılmasına Adalet Bakanlığı karar veremez. Bu olursa yürütme olan Adalet Bakanı, bağımsız olan yargı yetkisini kullanmış olur. Adalet Bakanı bu operasyonlarla ilgili 81 ilin Cumhuriyet Başsavcılığına yargı yetkisinin kullanılması yönünde talimat yollayamaz.”
“Hukuk devleti ortadan kalkınca hiç kimsenin güvencesi kalmaz”
Operasyonun, anayasanın yok sayılması anlamına geldiğini kaydeden Özel; hukuk devletinin ortadan kalkmasıyla hiç kimsenin güvencesinin kalmayacağını vurguladı:
“Adalet Bakanı, illerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına idari genelge de yollayabilir ama yargı yetkisinin kullanılmasına yönelik talimat yollayamaz. Bunun yapılması Adalet Bakanlığı'nın anayasayı da ayaklar altına alması, anayasayı yok saymasıdır. Her şeyden önce Adalet Bakanlığı bir yürütme kurumu. Bakanlık yürütmenin bir kurumu, bakan da, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış bir bakan. Cumhuriyet Başsavcılıkları ise yargı kurumu. Yürütme, yargıya yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili talimat veremez. Adalet Bakanı, Cumhuriyet Başsavcılarına genelge yollayabilir. O genelge yargı yetkisi ile ilgili değildir. İdari işlerle ilgili olabilir. Örneğin işte Adalet Saraylarının güvenliği ile ilgili olabilir, temizliği ile ilgili olabilir, hakimlerin savcıların uymaları gereken kurallarla ilgili olabilir. Ama siz yargı yetkinizi şu yönde kullanacaksınız diye talimat veremez. Bu olduğunda olan, yürütmenin yasamaya talimatı olur ki, bu anayasaya aykırıdır. Bu ve bu yüzden hukuk devleti tamamen ortadan kalkmış durumda şu anda. Hukuk devleti ortadan kalkınca hiç kimsenin bir güvencesi kalmaz.”
Operasyonun demokratik siyasete bir müdahale olduğunu “Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, keyfilik bağlımda ve anayasaya aykırılık bağlamında, evet" ifadeleriyle belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özetle bu son operasyonda üç boyut var sorun olan. Bir yapılan operasyon, operasyonla hedef alınan kurumlar. Bu kurumların içinde sağlıkla ilgili, AIDS'le mücadele ile ilgili, ailelerin içinde olduğu dayanışma kurumları var. İki, gazeteciler ve hak temsilcilerinin sosyal medya hesaplarına keyfi bir erişim engeli konulması var. Üç, Cumhuriyet Başsavcılarına yürütme tarafından verilmiş yargı yetkisinin kullanımı ile ortaya çıkan anayasaya aykırılık var.”
Özel, bu hukuksuzlukları kamuoyu ile paylaşacaklarını ve Meclis’te de çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını söyleyerek, süreç kapsamında kurulan komisyonun kabul ettiği raporu hatırlattı; sözlerine şöyle devam etti:
"Bakın 18 Şubat’ta süreç konusunda ortak bir metin kabul edildi. Ve o metnin bir bölümü de atılması gereken demokratikleşme adımları. Ki bunların hayata geçirilmesi konusunda yasal bir düzenlemeye gerek yok. O raporun altına herkesin imzası var. O rapor, siyasi tutukların yani Demirtaş'ın sorununu çözüyor, Gezi tutuklarının sorununu da çözüyor. Hakkında Anayasa Mahkeme Kararı olanların Can Atalay’ın sonunda çözüyor. Hakkında AİHM Kararı olan Kavala'nın sorununu çözüyor. Bunların her birisi önemli demokratikleşme adımları. Herkesin imzasına sahip çıkması, gereğini yapması lazım. Biz 1 Ekim'den sonra bu konuda Meclis’te var gücümüzle, komisyonda olup altında imzası olan herkesin imzasına sahip çıkıp, bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinin mücadelesini vereceğiz. Kaldı ki, hayata geçmesi için hiçbir düzenlemeye ihtiyaç olmayan maddeler var. Sadece Anayasaya, AYM ve AİHM Kararlarına uymak yeterli."
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, aile, siyaset, anayasa, trans, lgbti, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
