31/10/2026 | Yazar: Kaos GL

Özgürlük İstiyoruz Kampanyası, Ankara merkezli operasyonlarda 10 trans kadının tutuklanmasına ilişkin İHD Ankara Şubesi’nde basın açıklaması yaptı. Kampanya, “Müstehcen olan biz değiliz, iktidarın şiddeti” diyerek tutsak trans kadınların serbest bırakılmasını istedi.

Özgürlük İstiyoruz Kampanyası: “Bizim kimliğimiz sizin suç deliliniz değil!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Özgürlük İstiyoruz Kampanyası, bugün (31 Ekim) İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, 23 Ekim’de Ankara merkezli yürütülen operasyonlarda 10 trans kadının tutuklanmasına tepki gösterildi.

12 Eylül’de başlayan “Ailem Güvende” operasyonlarının üzerinden bir buçuk ay geçmeden LGBTİ+’ların yeniden hedef alındığı belirtilen açıklamada, “Darbenin karanlık yıldönümünde, 12 Eylül’de LGBTİ+’lara saldırıların üzerinden daha bir buçuk ay geçmişken, tutsak arkadaşlarımıza özgürlük talebini yükseltirken; iktidar bir saldırı dalgasıyla daha bizleri, LGBTİ+ toplumunu hedef aldı. 23 Ekim günü Ankara merkezli yürütülen operasyon kapsamında 10 trans kadın arkadaşımız tutuklandı” denildi.

Kampanya, trans kadınların “müstehcenlik” ve “fuhuş” iddialarıyla tutuklandığını hatırlatarak şöyle devam etti:

“Neden mi? Kısa cevabı: Sırf var oldukları, insanca bir yaşam sürmeye çalıştıkları, iş ve aş için diğer herkesten daha fazla çabalamak zorunda kaldıkları için…”

“Kanunda böyle bir suç yok!”

Operasyonlarda sosyal medya paylaşımlarının suçlama konusu yapılmasına tepki gösterilen açıklamada, polisin sanal devriye uygulamaları eleştirildi:

“Uzun cevap: ‘Müstehcenlik’ ve ‘fuhuş’ iddialarıyla tutuklandılar. Polisin artık bir tür dikizciliğe, röntgenciliğe dönüştürdüğü sanal devriye uygulamasının sonucu olarak tutuklandılar. Hani şu Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği uygulama. Ancak söz konusu LGBTİ+’lar, özellikle de trans kadınlar olduğunda ne hukukun, ne mahkeme kararlarının hiçbir hükmü olmuyor. Bizi cezalandırmayı amaçlamadıkları sürece…”

Polis fezlekesinde trans kadınların sosyal medya paylaşımlarını gören kişilerin cinsiyetlerinin dahi değerlendirme konusu yapıldığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Yetmemiş, polis fezlekesinde trans kadınların sosyal medya paylaşımlarını gören kişilerin cinsiyetinin ‘önemli olmaması’ bile değerlendirme konusu yapılmış. Kimlerin kiminle iletişim kurduğu, hangi cinsel beklentilere hitap edildiği üzerine uzun uzun yorumlar yapılmış. Sanki trans kadınların bedenleri, cinsiyet kimlikleri, cinsellikleri başlı başına suçmuş gibi!”

Açıklamada, transların kimliklerinin suç delili olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı:

“Bunun ‘fuhuş’ suçlamasıyla ne ilgisi var? Yok! Ama söz konusu translar olunca suçun delilini aramak yerine bedenlerimizi, kimliklerimizi ve varoluşumuzu sorgulamaya koyuluyorlar. Bir de adına ‘cinsiyetsizleştirme’ diyorlar. Kanunda böyle bir suç yok! Trans kadınların varoluşunu, cinselliğini ve bedenini kendi ahlak ölçülerinizle yargılayamazsınız. Bizim kimliğimiz sizin suç deliliniz değil!”

“Müstehcen olan biz değiliz, iktidarın şiddeti”

Kampanya, “müstehcenlik” suçlamalarının LGBTİ+’ların bedenlerini ve yaşamlarını denetlemek için kullanıldığını belirterek şunları söyledi:

“Biz yine de hatırlatmaktan vazgeçmiyoruz: Müstehcen olan biz değiliz, iktidarın şiddeti. Olanca müstehcenliğiyle iktidar bize saldırıyor. Nasıl giyindiğimize, neremizin ne kadar göründüğüne, kimin elini tuttuğumuza göre yapıştırıyor suçlamayı! Almışlar ellerine bir cetvel, bedenlerimizi ölçüyorlar durmadan.”

Seks işçiliğinin suç olmadığının vurgulandığı açıklamada, “fuhuş” suçlamalarına da tepki gösterildi:

“Ve tabii ki seks işçiliği suç değildir. Bu bir temenni değil, kanun da böyle diyor. Yargıtay kararları da böyle diyor. Elinde müstehcenlik cetveliyle dolaşanlar, bir de ‘fuhuş’ suçu icat ediyor.”

Kampanya, trans kadınların çalışma ve geçim haklarına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“LGBTİ+ hareketi olarak her zaman dedik ve demeye devam edeceğiz: Bu eşitsiz, sömürüye dayalı düzende hiçbir meslek bir diğerinden daha onurlu değildir. İş, aş, ev, yaşama hakkı vermediğiniz trans kadınları böyle yargılayamazsınız. Seks işçiliği, diğer işçilikler gibi bir işçiliktir.”

“Hepimizi hapsetmeye gücünüz yetmez”

Tutuklanan 10 trans kadının Sincan Cezaevi’nde olduğunu belirten kampanya, 12 Eylül operasyonlarında tutsak edilen Kaos GL yöneticileri ve diğer trans kadınların da aynı cezaevinde bulunduğunu hatırlattı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“On trans kadın arkadaşımız Sincan’da. Onları orada 12 Eylül operasyonlarında tutuklanan Kaos GL tutsakları ve diğer trans kadınlar bekliyordu. Hepimizi sırayla Sincan’a ya da başka cezaevlerine göndermek isteyenlere onlar açısından üzücü bir gerçeği hatırlatmak isteriz: Biz bu toplumun tam orta yerindeyiz, sayımız hiç de az değil, sandığınız gibi ‘marjinal bir azınlık’ hiç değiliz!”

Kampanya, LGBTİ+’ların varoluşlarının baskı ve tutuklamalarla ortadan kaldırılamayacağını belirterek şöyle devam etti:

“Işık hızıyla yeni hapishaneler dahi yapsanız hepimizi hapsetmeye gücünüz yetmez. Çünkü toplum varoldukça, insanlık varoldukça biz de var olmaya devam edeceğiz. Her yeni nesille birlikte yeni LGBTİ+’lar, translar doğacak. Kendisi gibi, olduğu gibi, istediği gibi yaşamak isteyecek.”

“Sadece kendimiz için değil, herkes için özgürlük”

Açıklamanın sonunda kampanyanın özgürlük talebinin yalnızca LGBTİ+’larla sınırlı olmadığı vurgulandı:

“Her yer zindan, özgürlük istiyoruz diyerek yola çıktığımızda çok basit bir gerçeği haykırmak istedik: Hayatın bütün alanlarını bizler için zindana çeviren bu sisteme yanıtımız, özgürlük isteğimiz. Sadece kendimiz için değil, herkes için özgürlük.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, müstehcenlik
İstihdam