29/10/2026 | Yazar: Kaos GL
Trans hareketinin mücadele tarihini hatırlatan dernek, “Bu hareketin hafızasında sadece baskılar değil; o baskılara rağmen kurulmuş koca bir hayat var. Biz o hayatın devamıyız!” dedi.
Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, 12 Eylül’de başlayan “Ailem Güvende” operasyonları ve 23 Ekim’de Ankara merkezli yedi ilde düzenlenen operasyonların ardından translara ve LGBTİ+’lara seslendi.
“Korkuyu tanıyoruz, direnişi daha çok!” başlıklı açıklamada, Ankara’da 12 Eylül operasyonlarında tutuklanan beş trans kadının ardından, 23 Ekim’de düzenlenen operasyonlarda 10 trans kadının daha tutuklandığı hatırlatıldı.
“Bu korku gerçek, bu kaygı anlaşılır”
Arka arkaya düzenlenen operasyonların transların ve seks işçilerinin güvenlik kaygılarını artırdığını belirten Pembe Hayat, birçok kişinin evinden çıkmaktan, sosyal medya hesaplarını kullanmaktan veya çalışmaya devam etmekten çekindiğine dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Arka arkaya gelen bu operasyonların, yıllardır maruz bırakıldığımız ayrımcılığın ve şiddetin yarattığı korkuyu daha da büyüttüğünü biliyoruz. Bugün pek çok transın, lubunyanın, seks işçisinin; kendisinin ya da arkadaşlarının güvenliğinden endişe duyduğunu, bir sonraki operasyonun kime yöneleceğini düşündüğünü biliyoruz. Kimilerimiz evinden çıkmaya, kimilerimiz sosyal medya hesaplarını kullanmaya, kimilerimiz ise hayatını sürdürmek için çalışmaya devam etmeye çekiniyor.”
Pembe Hayat, bu kaygılar karşısında dayanışmanın önemini şu sözlerle vurguladı:
“Bu korku gerçek. Bu kaygı anlaşılır. Ve biz bugün kimseye korkmamasını söylemek için değil, bu korkuyla tek başına mücadele etmek zorunda olmadığını hatırlatmak için sesleniyoruz.”
“Çünkü biz bu günleri ilk kez yaşamıyoruz”
Açıklamada, transların Türkiye’de maruz bırakıldığı baskı ve şiddetin tarihine de yer verildi. 1980’lerin başında, 12 Eylül askeri darbesinin ardından transların evlerinden ve çalıştıkları yerlerden alınarak Sansaryan Han’da işkenceye maruz bırakıldığı, ardından İstanbul’dan sürüldüğü hatırlatıldı.
Dernek, o dönemi anlatan transların “Bizler insandık” sözlerini hatırlatarak şöyle devam etti:
“Translar tam da 12 Eylül 1980 darbesinin arkada bıraktığı karanlık günlerde, seslerinin duyulmadığı, haklarının tanınmadığı bir dönemde, birlikte mücadele etmenin yollarını aradılar.”
1990’larda Ülker Sokak’ta yaşayan trans kadınların evlerinin basıldığı, kapılarının kırıldığı ve yaşadıkları mahalleden uzaklaştırıldıkları belirtilen açıklamada, Ülker Sokak’ın yalnızca bir sürgünün değil, dayanışmanın da hafızası olduğu vurgulandı. Pembe Hayat, 2006’da Ankara Eryaman’da trans kadınlara yönelik organize çete saldırılarını da hatırlattı:
“Şiddete karşı yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldığında, birbirlerine tutundular. Birlikte sokağa çıktılar, birlikte adalet aradılar, örgütlendiler.”
“Pembe Hayat tam da bu mücadelenin içinden doğdu”
Dernek, kuruluşunun trans kadınların ve seks işçilerinin şiddete karşı yürüttüğü mücadeleye dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bizim hikâyemiz, şiddet karşısında geri çekilmeyi reddeden trans kadınların, seks işçilerinin, travestilerin hikâyesidir. Birbirlerinin kapısını çalan, saldırıya uğrayan arkadaşını yalnız bırakmayan, adliye koridorlarında dayanışan, sokakta sesini yükselten transların mücadelesidir.”
Yirmi yıllık örgütlenme deneyimine de değinen Pembe Hayat, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bugün yirmi yıllık bir dernek olarak ayakta durabiliyorsak, bunu bizden önce mücadele edenlerin cesaretine, emeğine, birbirine duyduğu güvene ve kurduğu dayanışmaya borçluyuz.”
“Değişen tarihler, operasyonların isimleri ve suçlama başlıklarıdır”
Geçmişte transların “temizlik” adı altında mahallelerinden sürüldüğünü hatırlatan dernek, bugün ise “genel ahlak”, “ailenin korunması” ve “cinsiyetsizleştirme” söylemleriyle suç konusu haline getirildiklerini belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün değişen tarihler, operasyonların isimleri ve suçlama başlıklarıdır. Değişmeyen ise transların bedenlerini, kimliklerini, geçim kaynaklarını ve yaşam alanlarını denetim altına alma çabasıdır. Dün ‘temizlik’ adı altında mahallelerimizden sürülüyorduk; bugün ‘genel ahlak’, ‘ailenin korunması’ ve ‘cinsiyetsizleştirme’ söylemleriyle kriminalize ediliyoruz.”
Trans kimliğinin ve örgütlenmenin suç olmadığını vurgulayan Pembe Hayat, “Kendi kimliğimizle yaşamak, görünür olmak, dayanışmak ve örgütlenmek suç değildir” dedi.
“Birbirimizi güçlendirmeye devam edeceğiz”
Pembe Hayat, açıklamasının sonunda tutsak edilen transların, LGBTİ+’ların ve hak savunucularının özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerini belirtti.
“Bizi yıllardır sokaklarımızdan, evlerimizden, işyerlerimizden ve kamusal yaşamdan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı hâlâ buradayız. Kendi dayanışma ağlarımızı ve yaşam alanlarımızı kurmaya devam ediyoruz” diyen dernek, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün de arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Tutuklanan transların, LGBTİ+’ların, hak savunucularının özgürlüğünü savunacak, haklarımızı sahiplenmeye ve birbirimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
