04/11/2026 | Yazar: Kaos GL

17 Mayıs Derneği avukatı İdil Arslanbaş, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini ve LGBTİ+ hak savunuculuğunun kriminalize edilmesini Yeni Yaşam’a anlattı.

“Yasa değişikliği olmamasına rağmen LGBTİ+ olmanın suç olduğuna dair bir anlatı oluşturuldu” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

12 Eylül’de başlayan “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında tutuklanan gazeteci Tuğba Tekerek, Kaos GL Derneği yöneticileri ve LGBTİ+ hak savunucularının iddianameleri henüz hazırlanmadı.

Kaos GL avukatları, İHD Ankara Şubesi’nde düzenledikleri basın toplantısında tutukluluğun “fiili bir rehin tutma uygulamasına” dönüştüğünü belirterek hak savunucularının serbest bırakılmasını talep etti.

17 Mayıs Derneği avukatı İdil Arslanbaş, Duygu Kıt’a verdiği röportajda, operasyonların ardından hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini ve LGBTİ+ hak savunuculuğuna yönelik baskıları değerlendirdi.

“Revire ulaşım, ilaca erişim ve hastane sevklerinde sorunlar yaşandı”

Operasyonlarda en az 80 kişinin tutuklandığını belirten Arslanbaş, tutuklamanın cezalandırma amacıyla kullanılmasının temel bir hak ihlali olduğunu söyledi.

Hapishanelerdeki koşullara ilişkin bilgi veren Arslanbaş, şunları anlattı:

“Üç müvekkilimiz can güvenlikleri sağlanamadığı için kampüs içinde başka bir cezaevine sevk edildi. Özellikle LGBTİ+ arkadaşlarımız damgalayıcı bir şekilde bulaşıcı hastalık testine götürüldü ve sonuçlar çıkana kadar tecritte tutuldu. Ayrıca translar için bu tecrit durumu uzun süre devam etti. Kadın cezaevinde kalan arkadaşlar 24 kişilik koğuşta 40 kişi kalırken; yerde, tuvaletin kapısının önünde yatanlar, hiçbir şekilde eşyalarını koyacak yer bulamayanlar olabiliyor. Revire ulaşım, ilaca erişim ve hastane sevkleri konusunda sorunlar yaşandı; bir arkadaşımız hâlâ gözlüğünü alamamış durumda.”

“Kanunda değişiklik olmamasına rağmen yargı politikası değiştirildi”

LGBTİ+ haklarına yönelik baskıların özellikle 2015’te Onur Yürüyüşlerine getirilen yasaklarla yoğunlaştığını belirten Arslanbaş, son yıllarda gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı yargı paketlerini hatırlattı.

Arslanbaş, yasa değişikliği yapılmamasına rağmen LGBTİ+ hak savunuculuğunun suçlama konusu hâline getirildiğini belirterek şöyle konuştu:

“Ama hukuk iktidarı sınırlayan bir mekanizma değil de iktidarın kullandığı bir araç olduğu için herhangi bir yasa değişikliği olmamasına rağmen LGBTİ+ olmanın ve LGBTİ+ hak savunuculuğu yapmanın suç olduğuna dair bir anlatı oluşturuldu ve kanunda bir değişiklik olmamasına rağmen yargı politikası buna göre değiştirildi.”

Uzun yıllardır faaliyet gösteren LGBTİ+ derneklerinin yöneticilerinin suç örgütü kurmakla itham edilmesine de tepki gösteren Arslanbaş, derneklerin kamu kurumları tarafından düzenli olarak denetlendiğini hatırlattı.

“LGBTİ+’lar bugün hiç olmadığı kadar toplumsal muhalefet bileşenleriyle beraber hareket ediyor"

LGBTİ+ hareketinin Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bu yoğunlukta bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Arslanbaş, baskılara rağmen dayanışmanın büyüdüğünü vurguladı:

“LGBTİ+’lar bugün hiç olmadığı kadar toplumsal muhalefet bileşenleriyle beraber hareket ediyor. Çok yoğun bir kampanya yürütüyor. Hala sokaklara çıkıyor, basın açıklamaları yapıyor. Sosyal medya hesapları engelleniyor yenileri açılıyor. Eylemler yasaklanıyor ama gene de yapılıyor. Yürüyüşlere davalar açılıyor ama gene de yürünüyor.”


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam