26/09/2026 | Yazar: Kaos GL
Trans Pride’ın çağrısıyla İHD İstanbul Şubesi’nde yapılan açıklamada, “Ailem Güvende” operasyonlarında tutuklananların serbest bırakılması istendi.
Fotoğraf: Yusuf Çelik
Trans Pride’ın çağrısıyla dün (25 Eylül) İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde “Ailem Güvende” operasyonlarına karşı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada LGBTİ+’lara, trans kadınlara, seks işçilerine, HIV alanında çalışan derneklere ve hak savunucularına yönelik operasyonların son bulması ve tutuklananların serbest bırakılması istendi.
Trans Pride, 12 Eylül’de başlayan operasyonlarda resmi verilere göre 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldığını, ulaşabildikleri bilgilere göre en az 83 kişinin tutuklandığını belirtti. İstanbul’da “asayiş” ve “fuhuş” gerekçeleriyle kaç transın gözaltına alındığının ve tutuklandığının ise bilinmediğini söyledi.
Açıklamada, LGBTİ+ örgütlerinin ve hak savunucularının kriminalize edildiği belirtilerek şöyle denildi:
“Çünkü LGBTİ+’ların örgütlenmesi suç değildir. Haklarımızı savunmak suç değildir. Birbirimizin yaşamını savunmak suç değildir.”
“Arkadaşlarımız işkence ve tecrit altında”
Tutuklanan LGBTİ+’ların cezaevlerinde kötü muamele ve ağır tecrit koşullarıyla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, bazı tutukluların kapasitesi yetersiz koğuşlarda tutulduğu ve yerde yatmak zorunda kaldığı aktarıldı. Gözaltındaki bir kişinin kolunun polis şiddeti sonucu çıktığı, bir trans kadının ise parmak izi işlemi sırasında polis tarafından “Parmağını kırıp yine parmak izini alırım, savcının talimatı bu yönde” sözleriyle tehdit edildiği belirtildi.
HIV’le yaşayan tutukluların sağlık durumlarına da dikkat çekilen açıklamada, HIV statülerinin tecrit gerekçesi haline getirildiği ve ilaçlara erişimde sorunlar yaşandığı belirtildi:
“Bir insanın HIV statüsü, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi, temel haklarından mahrum bırakılmasının gerekçesi olamaz. Hiç kimse kimliği ya da sağlık durumu nedeniyle işkenceye, kötü muameleye, tecride veya sağlık hakkının ihlaline maruz bırakılamaz.”
“İsimlerimizi siz belirleyemezsiniz”
Açıklamada, 15 Eylül’de operasyonlara karşı düzenlenen protestolarda gözaltına alınan trans kadınların nezarethanede maruz kaldıkları uygulamalara da değinildi. Trans kadınların atanmış isimleriyle çağrıldığı ve erkeklerin bulunduğu koğuşlarda tutulduğu belirtilerek, “Trans kadınlara yönelik bu uygulamaların hiçbirini ‘ihmal’, ‘yanlışlık’ ya da ‘prosedür’ olarak kabul etmiyoruz” denildi.
“İsimlerimizi siz belirleyemezsiniz. Kimliklerimizi yok sayamazsınız. Arkadaşlarımızın maruz bırakıldığı alıkoyma, avukatlarıyla görüştürülmeme, temel ihtiyaçlarının engellenmesi ve trans kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaların takipçisi olacağız. Biz transların özgürlüğü, her birimizin özgürlüğüdür. Birbirimizi yalnız bırakmayacağız.”
“Seks işçiliği emektir, seks işçileri işçidir”
Trans Pride, operasyonların trans kadın seks işçileri üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seks işçisi trans kadınların uzun süredir kriminalizasyon, para cezaları ve zorla yerinden edilmeyle karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, LGBTİ+ hareketi ve toplumsal muhalefete “Dayanışmamız translar için ne kadar kapsayıcı?” sorusu yöneltildi.
Açıklamada şöyle denildi:
“Seks işçiliği emektir. Seks işçileri işçidir. Seks işçisi trans kadınların emeğini, bedenini ve hayatta kalma pratiklerini kriminalize eden her politikaya karşı söz söylemek zorundayız.”
Emine Köygülü: “Benim ailem güvende değil”
Basın açıklamasında konuşan LGBTİ+ annesi Emine Köygülü ise “Ailem Güvende” operasyonlarının nasıl bir aile anlayışını esas aldığını sorguladı. Köygülü, “Bu ülkede aile denildiğinde, devletin çizdiği sınırların dışına çıkmayan, çocuğunun kimliğini sorgulayan, onu toplumun dayattığı kalıplara uydurmaya çalışan bir aile makbul kabul ediliyor” dedi.
LGBTİ+ annesi olduğunu vurgulayan Köygülü, bir annenin çocuğunun yaşam hakkını, özgürlüğünü ve kimliğini savunmasının suç haline getirilmesini kabul etmediğini söyledi. Köygülü, LGBTİ+ çocukların yalnız bırakılmaması için mücadele eden bir anne arkadaşının tutuklanmasına da değindi:
“Çocuğu öldürülmesin diye mücadele eden, LGBTİ+ çocukların yalnız bırakılmaması için çalışan aktivist bir anne arkadaşımın tutuklanması, ‘aileyi koruma’ iddiasının gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Çünkü burada korunan şey aileler değil, devletin aileye dair dayattığı anlayış.”
Köygülü, “Ailem Güvende” söylemine ise şöyle yanıt verdi:
“Bize ‘Ailem Güvende’ diyorlar. Oysa çocuklarımızın yaşam hakkını savunduğumuzda biz güvende değiliz. Çocuklarımızın yanında durduğumuzda güvende değiliz. LGBTİ+ çocukların yalnız olmadığını söylediğimizde güvende değiliz. Benim ailem güvende değil.”
Köygülü konuşmasını, “Bir annenin çocuğunun yanında durması suç değildir. Çocuklarımızı korumak suçsa, bu suçu işlemeye devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.
İHD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Eren Keskin’in de konuştuğu açıklamada, tutuklananların serbest bırakılması, LGBTİ+ örgütlerine yönelik baskıların son bulması, trans mahpusların sağlık ve güvenlik haklarının güvence altına alınması, HIV’le yaşayan tutukluların ilaçlarına erişiminin sağlanması ve kolluk görevlileri hakkındaki şiddet, tehdit ve işkence iddialarının soruşturulması talep edildi.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
