28/09/2026 | Yazar: Kaos GL

TİHV, “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin raporunda tutuklama kararlarından örgütlenme ve ifade özgürlüğüne, işkence iddialarından ayrımcı söylemlere kadar bir dizi alanda insan hakları standartları açısından sorunlara dikkat çekti.

TİHV’den “Ailem Güvende” raporu: LGBTİ+ kimliği ‘ahlaksızlıkla’ özdeşleştiriliyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Ailem Güvende’ Operasyonları: İnsan Hakları Standartları Işığında İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Raporda operasyonlar; tutuklama ve makul şüphe, örgütlenme ve ifade özgürlüğü, toplantı özgürlüğü, işkence yasağı, savunma hakkı, özel hayat ile ayrımcılık ve nefret söylemi bakımından değerlendirildi.

TİHV, incelediği karar ve zabıtlarda kişilerin derneklerdeki görevleri, dernek faaliyetleri, sosyal medya paylaşımları ve haberler ile tutuklama arasındaki bağın yeterince bireyselleştirilmediğine ilişkin “ciddi sorunlar” bulunduğunu belirtti. Raporda bazı kararlarda soyut ve tekrarlanan gerekçelerin kullanıldığı, “katalog suç” nitelemesinin ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/3. maddesindeki listeye aykırı olduğu kaydedildi.

Dernek faaliyetleri, üyelik yapıları ve kanuna uygun biçimde yurt dışından alınan yardımların somut bir hukuka aykırılık gösterilmeden soruşturma konusu yapılmasının da örgütlenme özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği belirtildi.

TİHV: İşkence ve kötü muamele iddiaları bağımsız biçimde soruşturulmalı

Raporda ifade ve toplantı özgürlüğüne yönelik müdahalelere de yer verildi. TİHV, içeriklerin “müstehcenlik”, “genel ahlak” veya çocukların korunması gerekçeleriyle sınırlandırılabilmesi için içeriğin somut olarak belirlenmesi ve müdahalenin gerekli ve orantılı olduğunun gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Operasyonları protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl basın açıklamalarına kolluk tarafından “işkence ve diğer kötü muameleye varan güç” kullanılarak müdahale edildiği belirtilen raporda, İstanbul’da 107 kişinin ters kelepçeyle gözaltına alındığı, uzun süre araçlarda bekletildiği ve temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı; İzmir’de ise basın açıklamasına katılanların polis kalkanlarıyla çembere alınarak yakın mesafeden yoğun göz yaşartıcı kimyasal ajanlara maruz bırakıldığı aktarıldı.

TİHV, LGBTİ+ ve trans tutukluların erkek koğuşlarına yerleştirildiği, sözlü tacize uğradığı, tecrit edildiği ve çıplak aramaya tabi tutulduğuna ilişkin “somut iddialar” bulunduğunu belirterek bunların derhal, etkili ve şeffaf biçimde soruşturulması ve insan hakları örgütleri tarafından bağımsız olarak incelenmesi gerektiğini bildirdi. Raporda ayrıca kolluk ifadelerinin avukatsız alındığı ve telefon şifrelerinin mahkeme kararı olmadan alındığı iddialarına dikkat çekildi.

“LGBTİ+ kimliğini ‘ahlaksızlıkla’ özdeşleştiriyor”

Raporun ayrımcılık ve nefret söylemi bölümünde, Adalet Bakanı’nın açıklamasında kullandığı “LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden dernekler” ifadesi ile Bakanlığın 14 Eylül tarihli genelgesindeki “cinsiyetsizleştirme” kavramı değerlendirildi. TİHV, söz konusu ifade ve kavramın “LGBTİ+ kimliğini ‘ahlaksızlıkla’ özdeşleştirdiğini” belirtti.

TİHV, raporun sonucunda mevcut bilgi ve belgelerin uluslararası insan hakları standartları açısından kaygı yarattığını vurgulayarak, “Özellikle işkence ve diğer kötü muamele, gözaltı ve cezaevi koşulları ile soruşturma işlemlerine ilişkin iddiaların bağımsız ve etkili biçimde araştırılması gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, müstehcenlik
İstihdam