07/10/2026 | Yazar: Kaos GL
“Bugün LGBTİ+’ların haklarını savunmak, bir kimlik grubuna ayrıcalık istemek değil, ceza hukukunun iktidarın ahlâk zabıtasına dönüştürülmesine itiraz etmektir.”
Remzi Altunpolat, Eleştirel Hukuk Çalışmaları’nda yayımlanan “Ahlâk Hezeyanı, Müstehcenlik Mugalâtası ve Yargı Cenderesi” başlıklı yazısında “Ailem Güvende” operasyonlarını; “genel ahlâk”, “müstehcenlik” ve “çocukların korunması” söylemleri üzerinden değerlendirdi. Altunpolat, LGBTİ+’lara yönelik baskıların münferit soruşturmalardan ibaret olmadığını, ceza hukuku ve yargı mekanizmalarının LGBTİ+’ları kamusal hayattan çekilmeye zorlayan bir siyasetin araçlarına dönüştürüldüğünü yazdı.
Altunpolat, “müstehcenlik” ve “genel ahlâk” gibi belirsiz kavramların LGBTİ+ varoluşunu, hak savunuculuğunu ve örgütlenmeyi suç şüphesiyle ilişkilendirdiğini belirterek şöyle yazdı:
“Ortaya çıkan tablo, kendi gerekçesini kendi üreten bir baskı döngüsüdür. Ahlâk söylemi LGBTİ+’ları hedefe yerleştiriyor; müstehcenlik isnadı bu hedef göstermeyi ceza hukukuna tercüme ediyor; soruşturma, baskın, gözaltı, tutuklama ve sansür de başlangıçta kanıtsız olan ‘tehlike’ iddiasına sonradan gerçeklik görüntüsü kazandırıyor. Hukuk, bu döngüyü sınırlayacak bir güvence olmaktan çıkarılıp onun işleyişine katılıyor.”
LGBTİ+’ların haklarını savunmanın ceza hukukunun siyasal iktidarın ahlâk anlayışına göre şekillendirilmesine karşı çıkmak anlamına geldiğini vurgulayan Altunpolat, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Özgürlük, iktidarın uygun gördüğü kişilere bağışladığı bir imtiyaz değildir. Hukukun değeri, siyasal iktidarın ve çoğunluğun ahlâkî kabullerini teyit etmesinde değil, hedef gösterilenlerin haklarını siyasal hışma karşı koruyabildiği ölçüde ortaya çıkar. Bugün LGBTİ+’ların haklarını savunmak, bir kimlik grubuna ayrıcalık istemek değil, ceza hukukunun iktidarın ahlâk zabıtasına dönüştürülmesine itiraz etmektir.”
Etiketler: insan hakları, kadın, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
