11/10/2026 | Yazar: Kaos GL

“Ailem Güvende” operasyonları kapsamında tutuklanan Kaos GL’den Nedime Erdoğan, TBMM’deki milletvekillerine seslendi. Cezaevinde kadınların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini anlatan Erdoğan, “En büyük sorun tutukluluk hallerinin belirsiz ve takipsiz izlemesi” dedi.

Nedime Erdoğan’dan TBMM’deki milletvekillerine açık mektup: “24 kişilik koğuşta 40 kişi kalıyoruz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Ailem Güvende” operasyonları kapsamında tutuklanan Kaos GL’den Nedime Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekillerine açık mektup yazdı.

Erdoğan, mektubunda kaldığı koğuştaki kadınların yaşadıklarını anlatarak cezaevlerinde hak örgütlerinin çalışmalarında da yeterince yer bulmayan adli suçlardan tutuklu kadınların koşullarına dikkat çekti.

“24 kişilik koğuşta 40 kişi kalıyoruz” diyen Erdoğan, koğuştaki kadınların yaklaşık yüzde 80’inin 40 yaşın altında olduğunu belirtti. Kadınların yoksulluk, geleceksizlik ve duygusal bağları nedeniyle yaşadıkları sorunlara değinen Erdoğan, tutukluluk süreçlerinin belirsizliğine işaret etti.

Birçok kadının avukatının ya da hukuki sürecini takip edebilecek bir yakınının bulunmadığını belirten Erdoğan, okuma yazma bilmeyen ve haklarından haberdar olmayan kadınların da cezaevinde tutulduğunu anlattı.

Nedime Erdoğan’ın milletvekillerine yazdığı açık mektubun tamamı

Sayın Vekil,

Hak örgütlerinin "cezaevi çalışmalarında" oldukça ihmal edilen adi suçlar koğuşundayım. Doğrusu benim için de bu farklı bir karşılaşma oldu. Sanırım çok derin ve sistemsel olduğunu söylemek çok genellemeci olur.

24 kişilik koğuşta 40 kişi kalıyoruz. Yaklaşık %80'i, 40 yaş altı. Genç kadınların yoksulluğu, geleceksizliği ya da duygusal bağları nedeniyle yaşadıkları bu dram birçok haksızlığı da beraberinde getiriyor. En büyük sorun tutukluluk hallerinin belirsiz ve takipsiz izlemesi. Birçoğunun avukatı da süreci izleyecek bir yakını da yok. Küçük bir içicikle yakalanmakla aylarca kapalı kalıp belirsiz bir sürecin parçası olmak demek. Okuma-yazma bilmeyen, haklarının farkında olmayan, kendi geleceğinin umutsuzluğuyla yeni kararlar alamayan, hayatını değiştirecek gücünü bulamayan kadınlar bunlar. Birçoğunun çocuğu var. Bazılarının emanet edecekleri kimseleri yok. Sigara almak için paraları yok. Ailece burada olup dışarda kalanın onlara bakmak için çabasının yetmediği kadınlar var. Narkotik polisin dayaklarıyla, kendilerini küçümseyen görevlilerin tutumlarıyla baş etmeye çalışıyorlar. Ayrıca koğuşta çıkan bir kavgayı ayırmaya çalışmak ya da şiddete maruz kalmak bile en az bir hafta kilitli kalmanıza sebep oluyor. Hamile olsanız bile bundan kurtulamıyorsunuz.

Kanser hastası başında bir ur şüphesi olan ve tedavi olamayan tutsaklar hastalıklarının ilerlemesini sessizce izliyorlar. Talepleri en iyi ihtimalle çok gecikerek yanıtlanıyor. Örneğin ben de kuruma yeni teslim edildiğimde beş dilekçe sonra revire çıkabildim. Doğum sancısında, şiddetli diş ağrılarında acil bir müdahale gerektiğinde zamanında gereken tıbbi yardım alamıyorlar. En acısı ve acil olanı ise tutukluluk sürelerinin bazen cezasından bile uzun olması. Bilirkişi ya da kriminal raporunun geç gelmesi bu süreleri çok uzatıyor. 6 ay, 8 ay gibi uzun sürelerle bu bekleyiş devam ediyor. Bu süreç herkesi umutsuz kılıyor. Hep ihmal ettiğimiz "adi suçlu koğuşları" özel bir ilgiye muhtaç. Size bunları anlatmak sorumluluğu hissettim.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam