12/10/2026 | Yazar: Kaos GL
"Ailem Güvende” operasyonlarının birinci ayında Yıldız Tar ile birlikte konuşan Judith Butler, LGBTİ+’ların kriminalize edilmesine tepki gösterdi: “Kim sizin yanınızdaysa o sizin ailenizdir.”
Türkiye'de LGBTİ+'ları hedef alan ve "Ailem Güvende" adı altında başlatılan sistematik baskı operasyonlarının birinci ayında Judith Butler ve Yıldız Tar, “Türkiye’de LGBTİ+ haklarına yönelik baskıların ilk ayı” başlıklı webinarda konuştu. Webinarı Türkiye’den ve dünyadan 1500’ün üzerinde kişi takip etti.
Webinarda ilk olarak Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar konuştu.
Tar, “Gökyüzünü Birlikte Omuzlamak” başlıklı konuşmasında operasyonların LGBTİ+’ların yaşamlarına etkilerini ve tutuklu hak savunucularıyla dayanışmanın önemini anlattı.
Operasyonlarla birlikte seçilmiş ailelerinin parçalandığını belirten Tar, “O günden beri her sabah etrafıma bakıyor ve kendime aynı soruyu soruyorum: Kimin ailesi, kimden korunuyor?” dedi.
Kaos GL Denetim Kurulu üyesi ve ev arkadaşı Metin’in tutuklanmasının ardından yaşadıklarını da anlatan Tar, “Bir aydır mutfak masamızdaki sandalye acı verici bir şekilde boş duruyor. Her sabah evimizdeki sessizlik, onun yokluğuyla yankılanıyor” ifadelerini kullandı.
Tar, konuşmasında tutuklu hak savunucuları Nedime Erdoğan, Janset Kalan, Umut Derin ve Selin Berghan’ın cezaevinden gönderdiği mesajları da paylaştı.
“Yas tutarken bile örgütleniyoruz”
Operasyonları “insanlıktan çıkarma üzerine kurulu, örgütlü bir düşmanlık siyaseti” olarak nitelendiren Tar, “müstehcenlik” ve “genel ahlak” kavramlarının LGBTİ+’ları kriminalize etmek için kullanıldığını söyledi.
Tar, “İnsan hakları savunuculuğunu ‘müstehcenlik’ olarak tanımlayarak bizi yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Toplumun başka tarafa bakmasını istiyorlar. Dostlarımızın yanımızda duramayacak kadar korkmasını istiyorlar” dedi.
Baskılara rağmen mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Tar, “Yas tutarken bile örgütleniyoruz. Yurt dışına çıkış yasaklarıyla ve sindirme girişimleriyle karşı karşıyayken bile arkadaşlarımızı mahkeme salonlarında savunuyor, gerçekleri haberleştiriyor ve mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Tar’dan uluslararası dayanışma çağrısı: “Lütfen başka tarafa bakmayın”
Konuşmasının sonunda uluslararası kamuoyuna seslenen Tar, tutuklanan LGBTİ+ hak savunucularının serbest bırakılması için dayanışmanın büyütülmesini istedi:
“Otoriter rejimler, dünyanın sessiz kalarak suç ortaklığı yapmasına güvenir. Dünyanın başka tarafa bakmasına güvenirler. Lütfen başka tarafa bakmayın. Arkadaşlarımızın sessizliğe gömülmesine izin vermeyin: Metin'in, Nedime'nin, Janset'in, Umut'un ve Selin'in isimlerini topluluklarınızda, üniversitelerinizde, parlamentolarınızda dile getirin. Yetkililer, ördükleri her duvarın bütün dünya tarafından izlendiğini bilsin. Gerçek bir hesap verebilirlik talep edin: Kurumlarınızı ve temsilcilerinizi, bu uydurma suçlamalar, keyfi tutuklamalar ve yurt dışına çıkış yasakları konusunda Türkiye hükümetiyle doğrudan yüzleşmeye çağırın. Somut destekle yanımızda olun: Hareketimizin nefes almaya devam etmesini sağlayan hukuki savunmayı, acil destek mekanizmalarını ve bağımsız gazeteciliği sürdürmemize yardımcı olun.”
“Radikal neşeyi güçlendirmek çok önemli”
Webinarda konuşan filozof Judith Butler, Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik operasyonları değerlendirerek kriminalizasyon politikalarına, “müstehcenlik” suçlamalarına ve uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekti.
LGBTİ+’lara yönelik baskıların insanların yaşamlarını tehdit ettiğini belirten Butler, bu koşullarda kuir neşenin ve dayanışmanın önemini vurguladı:
“Radikal neşeyi güçlendirmek çok önemli. Bu saldırı korkunç boyutlarda ve insanların yaşamını tehdit ediyor. Bu kriminalizasyon daha ne kadar devam edecek? Panik ve korku içinde yaşamak mümkün. Ancak LGBTİ+’lar birbirini destekledikçe güllüm de olur, neşe de olur, direnç de olur.”
“Devlet, LGBTİ+’ları kriminalize etmeye çalışıyor”
Türkiye’de eşcinselliğin 19. yüzyıldan bu yana yasal olduğunu hatırlatan Butler, operasyonlarla LGBTİ+’ların suçla ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyledi:
“Eşcinsellik Türkiye’de 19. yüzyıldan bu yana yasal. Zaman zaman yasaklamaya çalıştılar. Bu zulümlerle, LGBTİ+’ların yasal olarak tanınmalarını kaldırma hazırlığında olabilirler. Bu saldırılarda yapılan şey aslında LGBTİ+’ları suçla ilişkilendirmek. Kamunun tahayyülünde suç ve LGBTİ+ olmak arasında bir bağlantı oluşturmaya çalışıyorlar.”
Butler, insan hakları savunuculuğunun da suç kapsamına sokulmaya çalışıldığını belirterek şöyle devam etti:
“Devlet, LGBTİ+’ları kriminalize etmeye çalışıyor ve aynı zamanda cezaevine kapatmaya çalışıyorlar. İnsan hakları hareketi örgütlü suçla bağlantılandırılmaya da çalışılıyor.”
“Gey veya biseksüel arzu mu müstehcendir?”
Operasyonlarda kullanılan “müstehcenlik” suçlamalarını da değerlendiren Butler, bu kavramın LGBTİ+’ların ifade özgürlüğünü ve hak savunuculuğunu hedef almak için kullanıldığını söyledi.
“Ceza boyutunun birisi de müstehcenlik. Gey veya biseksüel arzu mu müstehcendir? Bu arada hedef alınan örgütlerin hangisi ne açıdan suç örgütüdür?”
Uluslararası dayanışmanın da hedef alınabileceğine dikkat çeken Butler, LGBTİ+ hakları için kurulan sınır ötesi ilişkilerin ulusal değerlere yönelik bir tehdit olarak sunulduğunu belirtti:
“Uluslararası örgütlerden Türkiye de destek alıyor. Ulusötesi dayanışma kurma, LGBTİ+’lar ulusal değerlere bir saldırı olarak gösterildiğinde zorlaşıyor. Bizim ulusötesi dayanışmamızı kültürel emperyalizm olarak suçlarlarsa kendilerini savunacak mesnetleri kalmaz.”
“Olup bitenleri haberleştirmek bile tehlike arz ediyor”
Butler, “müstehcenlik” suçlamalarının medya kuruluşlarını, kültürel üretimi ve hukuk alanında çalışanları da tehdit ettiğini söyledi:
“LGBTİ+’lar müstehcenlikle ilişkilendirildiğinde filmleri de yasaklayacaklarını düşünüyoruz. Herhangi bir medya kuruluşu da LGBTİ+’ların taleplerini haberleştirirse kapatılacak, avukatlar da aynı tehlike altında. Bu bakış açısıyla her türlü düşünce müstehcenlik kapsamına girebilir.”
Operasyonların akademik özgürlük ve basın özgürlüğü açısından da sonuçları olduğunu belirten Butler, baskıların uluslararası toplumsal cinsiyet karşıtı hareketle bağlantılı olduğunu ifade etti:
“LGBTİ+’ların hedef alınmasından acı çeken insanlar var. Akademik özgürlük, medya tehdit altında. Olup bitenleri haberleştirmek bile tehlike arz ediyor. Türkiye’de yaşananlar uluslararası toplumsal cinsiyet karşıtı hareketin bir parçası. Erdoğan’ın taktikleri Orbán’ınkinden çok da farklı değil.”
“Ailelere saldıran kimse, aileyi müdafaa ettiğini söylemesin”
Konuşmasının sonunda “aileyi koruma” söylemine değinen Butler, LGBTİ+’ların seçilmiş ailelerinin de hedef alındığını vurguladı. Ailenin sadece kan bağı üzerinden tanımlanamayacağını söyleyen Butler, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim de ailelerimiz var, bazılarıyla kan bağıyla bağlıyız, bazılarıyla kan bağıyla bağlı değiliz. Bu aileler zarar görüyor. LGBTİ+’ların ailelerine saldıran kimse, aileyi müdafaa ettiğini söylemesin. Kim sizin yanınızdaysa o sizin ailenizdir. Kalbim sizinle, zihnim sizinle.”
Düzenleyen kurumlar: Kaos GL, Özgürlük İstiyoruz Kampanyası, Uluslararası Af Örgütü, PEN Norveç, Turkey Litigation Support Project ve Human Rights Watch.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
