06/10/2026 | Yazar: Kaos GL
İHD Merkez Yönetim Kurulu, muhalefete, yerel yönetimlere, LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik operasyonlara ilişkin açıklama yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yönetim Kurulu, 3-4 Ekim’de gerçekleştirdiği toplantının ardından Türkiye’de son dönemde muhalefet partileri, belediyeler, sivil toplum örgütleri, LGBTİ+’lar ve hak savunucularına yönelik operasyon ve baskılara ilişkin açıklama yaptı.
İHD, CHP ile başlayıp ESP, LGBTİ+ örgütleri ve aktivistlerine yönelik baskılarla devam eden ve son olarak SYKP’ye uzanan operasyonların yalnızca belirli kişi ve örgütleri hedef almadığını belirterek, “Toplumun demokratik siyaset yapma, örgütlenme ve itiraz etme hakkını bütünüyle tehdit etmektedir” dedi.
Muhalif siyasi partilerin ve örgütlerin kriminalize edilmesinin siyasal katılım hakkına yönelik bir müdahale olduğunu belirten İHD, operasyonların yerel yönetimlere uzanmasına da dikkat çekti. Seçilmiş belediye başkanları ve meclis üyelerinin gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından belediye yönetimlerinin değişmesini değerlendiren İHD, “Belediyelerin keyfi, hukuka aykırı veya seçmen iradesini etkisizleştiren yol ve yöntemlerle el değiştirmesi, yerel demokrasinin tasfiyesi anlamına gelir” dedi.
Adalet Bakanlığı’nın LGBTİ+ genelgesine tepki
İHD, Adalet Bakanlığı tarafından LGBTİ+’lara ilişkin başsavcılıklara gönderilen genelgeyi de değerlendirdi. Bakanlığın savcılıklara yönelik talimat ve yönlendirmelerinin yargının bağımsızlığı açısından ciddi sorun yarattığını belirten İHD şöyle dedi:
“Yargı makamlarının, siyasal iktidarın belirlediği toplumsal ve siyasal hedefler doğrultusunda hareket ettiği algısının güçlenmesi dahi hukuk devleti açısından kabul edilemezdir. Özellikle LGBTİ+’ların varlığının ve örgütlenme özgürlüğünün hedef haline getirildiği bir ortamda, ceza hukukunun ve yargı mekanizmasının bir toplumsal kesimi baskı altına almak amacıyla kullanılmasına izin verilmemelidir.”
“Toplumun haber alma hakkı doğrudan zedeleniyor”
LGBTİ+ örgütlerinden gazetecilere, T24 gibi bağımsız dijital medya kuruluşlarından kişisel sosyal medya hesaplarına uzanan erişim engellerine de değinen İHD, bu uygulamaların sistematik bir nitelik taşıdığını belirtti:
“Bu tür müdahaleler yalnızca ifade özgürlüğünü değil, toplumun haber verme ve haber alma hakkını da doğrudan zedelemektedir. Farklı seslerin ve bağımsız medya kanallarının giderek daha fazla erişilemez hale getirilmesi, çoğulcu kamusal tartışma alanını daraltmakta ve bağımsız medyanın işlevini yerine getirmesini güçleştirmektedir.”
“Barış ve demokratikleşme birbirinden ayrılamaz”
Açıklamada, son dönemde kamuoyunda tartışılan “fon krizi” ve borsadaki manipülasyon iddialarına da değinildi. İHD, ilgili kamu kurumlarının denetim ve gözetim görevlerini yerine getirip getirmediğinin araştırılması gerektiğini belirtti.
İHD, LGBTİ+’lara ve hak savunucularına yönelik baskıları daha geniş bir demokratikleşme sorununun parçası olarak değerlendirerek şöyle devam etti:
“Barış ve demokratikleşme birbirinden ayrılamaz. Bir yandan barıştan söz edilirken diğer yandan siyasal muhalefetin, toplumsal örgütlenmelerin, LGBTİ+’ların ve hak savunucularının kriminalize edilmesi, barışın toplumsal ve siyasal zeminini tehdit etmektedir.”
İHD, iktidara muhalefete ve toplumsal muhalefete yönelik operasyon ve baskı politikalarına son verme, yargının bağımsızlığını güvence altına alma, LGBTİ+’ların eşitlik ve örgütlenme haklarına yönelik müdahaleleri durdurma ve ifade ile iletişim kanallarına yönelik sansürden vazgeçme çağrısı yaptı.
Açıklama şu sözlerle sona erdi:
“Gerçek bir barış ancak çoğulcu, özgür ve demokratik bir siyasal ortamda mümkündür. Muhalefetin susturulduğu yerde demokrasi, yargının bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı yerde hukuk devleti, ekonomik ve siyasal gücün denetimsiz kaldığı yerde temiz toplum, demokratikleşmenin olmadığı yerde ise kalıcı barış mümkün değildir.”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
