01/10/2026 | Yazar: Kaos GL

Ertuğrul Kürkçü, Yeni Yaşam’daki yazısında aile, ahlak, cinsellik ve LGBTİ+ hakları etrafında yürütülen politikaları “kültür savaşı” kavramıyla ele aldı.

Ertuğrul Kürkçü yazdı: Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi-gönderene iade Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ertuğrul Kürkçü, Yeni Yaşam’da yayımlanan Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi-gönderene iade yazısında iktidarın aile, ahlak, cinsellik ve yaşam tarzı üzerinden yürüttüğü politikaları “kültür savaşı” kavramı üzerinden değerlendirdi. AKP’nin 2000’lerin başındaki söylemleri ile bugünkü politikaları arasındaki değişime dikkat çeken Kürkçü, Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönemde eşcinsellerin haklarının yasal güvence altına alınması gerektiğini söylediğini, Türkiye’nin 2011’de İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlattı.

“Şimdi, “2025 Aile Yılı”nı geride bıraktık, “2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı”ndayız, Türk polisi “kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde” LGBTİ+’ları şafak operasyonlarıyla gözaltına alıyor; polis İHA’ları parklar ve sahillerde “şarabın tadını bilmek” ile ilgilenenleri havadan denetliyor; okullar, camiler, medya, yargı, polis, dört koldan seferber, herkesi eve döndürüp, üremeye özgülenmemiş her davranışı “aileye düşmanlık” olarak kategorize etmek, böyle yapmayanları kınamak, azarlamak, dışlamak, cezalandırmak ve “rezil etmek”le meşgul.”

“Son on yılda Polonya ve Macaristan, Türkiye’deki “illiberal” dostları gibi, iktidar blokunun çevresine ezilenlerin rızasını yığmak için siyasal mücadelede “biz”i aile, Katoliklik, kürtaj karşıtlığı, LGBTİ+ karşıtlığı, ulusal kimlik ve “geleneksel değerler” eksenine yerleştirirken, “onları” metropoller, eğitimliler, dinsizlere havale etti.

Her iki örnekte de muhalefet, uzunca bir süreye yayılan bir gelişme sürecinde, “kültür savaşı” ilanını kabul etmeyerek ve mukabil bir kültür savaşına girişmeyerek; buna karşılık iktidar ve muhalefet arasında anlaşılabilir ve göreli olmayan ayrım çizgileri çekerek, farklılıklarını yöneterek ve iktidar karşısında yarılmaya karşı dayanıklı kılarak, birbirlerine karşı aday çıkarmayarak ve herkesin birbirinin hakkı için mücadele edebileceği bir karşılıklı empati zemini oluşturarak demokratik bir dönüşüm için asgari şart olan otokratik rejimleri alaşağı etmeyi başardılar. Elbette, Avrupa Birliği üyeleri olmaları, otokratların zor kullanma kapasitesini Türkiye’ye kıyasla daha çok sınırlayarak bu ilerleme yolunu tamamen bir ütopya olmaktan çıkardı. Ancak örnekler de zaten iktidarın kültür savaşı tuzağına dair bir uyarı olmaktan fazlasını ima etmiyor.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam