05/10/2026 | Yazar: Kaos GL
Bu baskıların hukuksuz olduğu kadar siyasi olarak da meşruiyetten yoksun hatta ayrımcılık olduğu çekinerek değil yüksek sesle dile getirilmeli.
Fotoğraf: Ali Dinç / csgorselarsiv.org
Ceren Sözeri, Evrensel’de yayımlanan “Herkesin ailesi var, kimse güvende değil” başlıklı yazısında, LGBTİ+’lara yönelik baskıları geçmişten bugüne uzanan yasaklar, sansür ve kriminalizasyon politikaları üzerinden ele aldı.
Sözeri, yazısına Bülent Ersoy’un sahne yasağının sürdüğü 1987 yılında Turgut Özal’a yazdığı mektuptaki “Suçsuz ceza olur mu? Mahkeme kararına dayanmayan bir infaz düşünülebilir mi?” sorusunu hatırlatarak başladı. Mabel Matiz’in “Ha Leylim” klibi hakkındaki “müstehcenlik” soruşturmasına da değinen Sözeri, savcılığın klipteki iki erkeğin dans ettiği sahneye ilişkin değerlendirmesine, “Savcılık önce ne göreceğine karar vermiş sonra klibi izlemiş” sözleriyle tepki gösterdi.
“Her gün onlarca hesap engelleniyor”
“Ailem Güvende” operasyonlarının ardından başlayan erişim engellerini de değerlendiren Sözeri, “12 Eylül’de ‘Ailem Güvende’ operasyonuyla başlayan toplu erişim engellemeleri, fon skandalı ile birlikte hızlandı, her gün onlarca hesap engelleniyor” dedi. İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb hesabı ile Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesabının da engellendiğini hatırlattı.
Sözeri, sosyal medya platformlarının bir yandan sansür ve iktidar baskısına açık olduğunu, diğer yandan kullanıcıların ortak duygu ve aidiyet geliştirdiği alanlar olmayı sürdürdüğünü belirtti. “Çocukların korunması” ve “ahlaki yozlaşma” gibi söylemlerin de LGBTİ+ karşıtı politikaları meşrulaştırmak için kullanıldığını ifade etti.
“Yeni düşman arayışı doğdu”
T24’ün “LGBT propagandası” yaptığı gerekçesiyle hedef alınması ve 118 haber ile köşe yazısı gerekçe gösterilerek internet sitesinin kapatılmasına da değinen Sözeri, kararın diğer medya kuruluşları açısından da taşıdığı riske dikkat çekti. Haberlerin ve güncel hak ihlallerinin “ahlaki panik” yaratmak için kullanıldığını belirten Sözeri, LGBTİ+ hareketine yönelik baskıların yalnızca LGBTİ+’ları değil, gazetecileri ve hak savunucularını da hedef aldığını yazdı.
Sözeri yazısında şöyle dedi:
“Sendika.org, Mezopotamya Haber Ajansı, Jin Haber Ajansı’nın siteleri defalarca kapatılmıştı ancak Kürt sorununun çözümüne dair başlayan süreçle birlikte yeni düşman arayışı doğdu belli ki. T24’ün sitesinin kapatma gerekçesi hemen tüm medyaya uygulanabilir. Zaten haberlere bakıldığında hak ihlalleri, güncel olaylar bahane edilmiş, hukuki bir karşılığı yok, ahlaki bir panik yaratılmaya çalışılıyor. Hak savunucularının tümü bir sabah baskınıyla alınabilir, Tuğba Tekerek gibi haber yaptığı için tutuklanabilir. 80’lerden bugüne baskılara uğramasına rağmen LGBTİQ hareketi ortadan kalkmadı. Bu baskıların hukuksuz olduğu kadar siyasi olarak da meşruiyetten yoksun hatta ayrımcılık olduğu çekinerek değil yüksek sesle dile getirilmeli. Herkesin ister onu doğurup yetiştiren ister seçtiği bir ailesi var, ama artık kimse güvende değil.”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
