14/10/2026 | Yazar: Kaos GL

Operasyonların derhal durdurulmasını ve meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle tutuklananların serbest bırakılmasını isteyen uzmanlar, LGBTİ+ örgütlerine yönelik cezai, idari ve mali baskılara son verilmesi çağrısında bulundu.

BM uzmanlarından Türkiye’ye çağrı: “Ailem Güvende” operasyonlarına derhal son verilmeli Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, bugün yayımladıkları açıklamada, Türkiye’de insan hakları savunucularına ve LGBTİ+ örgütlerine yönelik baskıları kınadı. Uzmanlar, ifade, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan cezai, idari ve mali tedbirlerin meşru insan hakları çalışmalarını engellediğine dikkat çekti.

Uzmanlar, Türkiye’ye yönelik çağrılarında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, LGBTİ+ insan hakları savunucularına ve örgütlerine yönelik taciz ve baskılara son vermeli; bu kişilerin ifade, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarını kullanabilecekleri, gözaltına alınma, yıldırılma, damgalanma veya kriminalize edilme korkusu olmadan meşru çalışmalarını sürdürebilecekleri güvenli ve elverişli bir ortam sağlamalıdır”

“Ailem Güvende” operasyonlarına derhal son verilmeli

BM uzmanları, 12 Eylül 2026’dan bu yana devam eden “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında en az 44 insan hakları savunucusunun gözaltına alındığının veya tutuklandığının bildirildiğini belirtti.

Operasyonlarda özel konutların ve ofislerin arandığını, dijital ekipmanlara el konulduğunu ve LGBTİ+ örgütlerinin internet siteleri ile sosyal medya hesaplarının erişime engellendiğini hatırlatan uzmanlar, ilk aşamada en az 117 kişinin gözaltına alındığını, operasyonlara karşı düzenlenen protestolarda ise 124 kişinin daha gözaltına alındığını aktardı.

Açıklamada, Adalet Bakanı’nın 160’tan fazla kişi ile 20 dernek ve işletme hakkında adli tedbirler alındığını duyurduğu da hatırlatıldı. Uzmanlar, operasyonların derhal durdurulmasını talep etti.

“Ahlaka dayalı gerekçeler ayrımcı kısıtlamaları meşrulaştıramaz”

Soruşturmalarda “müstehcenlik”, “ahlak” ve fuhuşla ilgili suçlamaların kullanılmasına dikkat çeken uzmanlar, resmi açıklamalarda LGBTİ+ örgütlerinin hedef gösterilmesinden duydukları endişeyi dile getirdi:

“Soruşturmalarda ‘müstehcenlik’, ‘ahlak’ ve fuhuşla ilgili suçlara başvurulduğuna; resmi açıklamalarda derneklerin ‘LGBT’yi ve ahlaksızlığı teşvik eden’ yapılar olarak tanımlandığına ve LGBTİ+’ların ailelere yönelik bir tehdit olarak gösterildiğine ilişkin bildirimlerden endişe duyuyoruz.”

Ahlak temelli gerekçelerin LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı uygulamaları haklı gösteremeyeceğini vurgulayan uzmanlar, kamu görevlilerinin damgalayıcı söylemlerden kaçınması gerektiğini belirtti:

“Ahlaka dayalı gerekçeler, LGBTİ+’lara veya onların haklarını savunan kişilere yönelik ayrımcı kısıtlamaları meşrulaştıramaz. Kamu görevlileri damgalayıcı söylemler kullanmaktan ve meşru hak savunuculuğunun suç veya ahlak dışı bir faaliyet olduğu izlenimini yaratmaktan kaçınmalıdır.”

“Uluslararası fon almak Türkiye hukukuna göre yasaldır”

BM uzmanları, operasyonlardan etkilenen bazı LGBTİ+ örgütleri hakkında yürütülen mali soruşturmalara da tepki gösterdi.

“Uluslararası fon almak Türkiye hukukuna göre yasaldır ve suç teşkil eden bir davranışın kanıtı değildir” diyen uzmanlar, soruşturmalar kapsamında bağışçıların kimliklerinin kamuoyuyla paylaşılmasının özel hayatın gizliliği hakkını ihlal ettiğini vurguladı.

Uzmanlar, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu soruşturmalar kapsamında bağışçıların kimliklerinin kamuoyuna açıklandığına ilişkin bildirimlerden endişe duyuyoruz. Bu durum, bağışçıların özel hayatın gizliliği hakkını ihlal ediyor ve gelecekte yapılabilecek bağışları caydırma riski taşıyor. İnsan hakları savunucularının ve derneklerin kaynak arama, kaynak edinme ve bu kaynakları kullanma imkânı, insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır.”

LGBTİ+ tutsakların sağlık hakkına dikkat çekildi

Açıklamada, LGBTİ+ tutsakların cezaevlerinde karşı karşıya kaldığı hak ihlallerine de yer verildi.

Uzmanlar, HIV statüsü ve cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılık ve taciz, sağlıksız koşullar, tek kişilik hücrelerde tutulma, aşağılayıcı aramalar, sağlık hizmetlerine ve ilaçlara yetersiz erişim ile adil yargılanma güvencelerinin önündeki engellerden büyük endişe duyduklarını belirtti.

Meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin derhal serbest bırakılmasını isteyen uzmanlar, şu çağrıda bulundu:

“Yalnızca meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu gerçekleşene kadar yetkilileri, yeterli sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişimi, avukat desteğini ve etkili yargısal güvenceleri sağlamaya; işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye karşı korumayı güvence altına almaya ve özgürlüğünden yoksun bırakılan herkesin fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tam olarak korumaya çağırıyoruz.”

“İnsan hakları çalışmalarını cezalandırmak için ceza hukuku araçsallaştırılamaz”

BM uzmanları, insan hakları çalışmalarını cezalandırmak veya sınırlandırmak amacıyla ceza hukukunun kullanılmasının adalet sisteminin kötüye kullanılması anlamına geldiğini ve insan hakları ihlallerine yol açtığını vurguladı.

Türkiye hükümetine yönelik çağrıda LGBTİ+’ları hedef alan cezai ve mali soruşturmalara son verilmesi, el konulan ekipmanların iade edilmesi ve dijital erişim engellerinin kaldırılması istendi.

Uzmanlar, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:

“Hükümeti, açık bir hukuki dayanağı olmaksızın LGBTİ+’ları hedef alan cezai ve mali soruşturmalara son vermeye, hukuka uygun soruşturmalar için gerekli olduğu somut biçimde ortaya konulamayan ekipmanları iade etmeye ve insan hakları standartlarını karşılamayan dijital kısıtlamaların kaldırılması için ilgili platformlarla birlikte çalışmaya çağırıyoruz. Yetkililer, gizli bilgileri korumalı ve LGBTİ+ ile HIV alanında çalışan örgütlerin meşru faaliyetlerini yıldırma, misilleme, damgalama veya müdahale olmaksızın sürdürebilmelerini güvence altına almalıdır.”

Açıklamaya imza atan BM uzmanları

Açıklamaya, İnsan Hakları Savunucularının Durumuna İlişkin Özel Raportör Andrea Bolaños Vargas, Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelinde Şiddet ve Ayrımcılığa Karşı Koruma Bağımsız Uzmanı Graeme Reid, Hâkimlerin ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite, Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Geliştirilmesi ve Korunması Özel Raportörü Leopoldo Maldonado Gutiérrez, Barışçıl Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğü Hakları Özel Raportörü Gina Romero ve Keyfî Gözaltılar Çalışma Grubu üyesi Matthew Gillett imza attı.

Açıklamanın imzacıları arasında ayrıca Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Ayrımcılık Çalışma Grubu Başkanı Claudia Flores, Başkan Yardımcısı Ivana Krstić ve üyeleri Dorothy Estrada-Tanck, Haina Lu ve Laura Nyirinkindi ile İş Dünyası ve İnsan Hakları Çalışma Grubu Başkanı Robert McCorquodale, Başkan Yardımcısı Fernanda Hopenhaym ve üyeleri Lyra Jakulevičienė, Pichamon Yeophantong ve Damilola Olawuyi de yer aldı.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam