17/10/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Azerbaycanlı LGBTİ+ aktivisti Ali Malikov, yasa tartışmalarını, hak savunucularına yönelik baskıları ve uluslararası dayanışma ihtiyacını anlatıyor.

Azerbaycan’da LGBTİ+ karşıtı yasa tartışmaları gündemde: “Bakü’de 20 kişinin korkmadan bir araya gelebileceği alan bulmak bile çok zor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Azerbaycan’da hükümet yanlısı medya kuruluşlarının LGBTİ+ karşıtı bir yasa tasarısının hazırlandığına ilişkin haberleri, ülkede yeni bir tartışma başlattı. Milli Meclis İnsan Hakları Komitesi Başkan Yardımcısı Arzuxan Alizade, Aile, Kadın ve Çocuk Meseleleri Komitesi Başkan Yardımcısı Jala Aliyeva ve Milletvekili Fazil Mustafa, böyle bir yasa tasarısından haberdar olmadıklarını veya konunun parlamentoda görüşülmediğini açıklasa da LGBTİ+ karşıtı düzenleme tartışmaları gündemden düşmedi.

Milletvekili Vuqar İskandarov, tartışmaların ardından LGBTİ+ içeriklerin internet, reklam ve sinema gibi alanlarda “çocukların korunması” gerekçesiyle düzenlenmesi gerektiğini savundu. Fazil Mustafa’nın ise LGBTİ+’ları “Batı’da anormal bir sistem” olarak nitelendirdi; “milli ve manevi değerler” diyerek hedef aldı. LGBTİ+’ların halihazırda ayrımcılık, nefret söylemi ve şiddetle karşı karşıya kaldığı ülkede, henüz resmi olarak doğrulanmayan yasa tasarısına ilişkin açıklamalar LGBTİ+’ları endişelendirmeye devam ediyor.

Azerbaycanlı LGBTİ+ aktivisti Ali Malikov, ülkede gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı yasa tartışmalarını, hak savunucularına yönelik baskıları ve LGBTİ+ hareketinin karşı karşıya olduğu zorlukları KaosGL.org’a anlattı.

Azerbaycan’da kamuoyu önce bir fikre alıştırılıyor, sonra…

Malikov, LGBTİ+ karşıtı yasa tartışmalarının ülkede başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin sorunların yeniden gündeme geldiği bir dönemde başladığını belirtti. Başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasının kamuoyunda tartışıldığını, bu süreçte bazı kişilerin LGBTİ+’ları hedef aldığını anlatan Malikov, farklı grupların haklarının birbirine karşıt meseleler olarak sunulduğuna dikkat çekti:

“Uzun yıllardan sonra, medya üzerindeki baskılara rağmen insanlar yaşadıkları sorunları daha görünür biçimde dile getirmeye başladı. Çocuklarının okullara alınmaması ve eğitim haklarına erişememesi kamuoyunda tartışıldı. Bu tartışmalar sırasında bazı kişiler LGBTİ+’ları hedef aldı. ‘İbneler özgürce yaşıyorsa, neden dinine ve inancına bağlı olan bizler okula giremiyoruz?’ şeklinde ifadeler kullanıldı. Böylece başörtülü kızların eğitim hakkı ile LGBTİ+’ların hakları, sanki birbirine karşıt iki meseleymiş gibi sunuldu.”

LGBTİ+ karşıtı yasa haberlerinin bu tartışmaların ardından yayımlanmasını değerlendiren Malikov, kamuoyunun olası kısıtlamalara hazırlanıyor olabileceği endişesini dile getirdi:

“Ardından, kamuoyunu yatıştırmak veya tartışmanın yönünü değiştirmek amacı taşıdığını düşündüğümüz bu süreçte, bir de LGBTİ+ karşıtı bir yasa çıkarılacağına ilişkin haberler yayımlandı. Azerbaycan’da birçok şeyin önce bu şekilde gündeme getirildiğini düşünüyorum. Önce kamuoyu belirli bir fikre alıştırılıyor, ardından bu fikrin hayata geçirilmesi için zemin hazırlanıyor. Bu nedenle söz konusu haberleri yalnızca doğrulanmamış bir iddia olarak görüp geçemiyorum.”

LGBTİ+ düşmanı yasa tartışması ciddi bir endişe kaynağı

Milletvekillerinin LGBTİ+ düşmanı açıklamalarının yeni olmadığını hatırlatan Malikov, tartışmaların yürütüldüğü siyasi koşullara da dikkat çekerek hükümete yakın siyasetçilerin açıklamalarının sadece kişisel görüşler olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi:

“Burada dikkat çekici olan, siyasi tartışmanın hangi koşullarda yürütüldüğü. Azerbaycan’da parlamentonun bağımsızlığı ve milletvekillerinin siyasi iktidardan ne ölçüde bağımsız hareket edebildiği ciddi bir sorun. Toplumun güvenini kazanmış, bağımsız bir siyasi tartışma ortamı yok ki. Bu meselede açıklama yapan isimlerin önemli bir kısmı da hükümete yakın siyasetçiler. Bu nedenle, söz konusu açıklamaların yalnızca kişisel görüşlerden ibaret olmadığını düşünüyorum.”

LGBTİ+ karşıtı söylemlerin ileride atılabilecek siyasi adımlara zemin hazırlayabileceğini belirten Malikov, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu tür tartışmalar kamuoyunun dikkatini belirli konulara yönlendirebilir, toplumsal tepkileri şekillendirebilir ve daha sonra atılabilecek siyasi adımlar için bir zemin hazırlayabilir. Şu anda kesin olarak bir yasa tasarısının hazırlandığını söyleyemeyiz. Ancak LGBTİ+ haklarının bu şekilde tartışmaya açılması bile başlı başına ciddi bir endişe kaynağı.”

“Böyle bir ortamda dayanışma ağları zayıflıyor”

Malikov, bu tartışmaların iktidarın LGBTİ+ haklarını korumayı öncelik olarak görmediğine işaret ettiğini belirtti:

“Toplumda gerilimlerin arttığı, bağımsız örgütlenmelerin ve farklı toplumsal grupların baskı altında olduğu dönemlerde, iktidarlar kamuoyunun dikkatini başka alanlara yönlendirebiliyor. LGBTİ+’lar da bu süreçte kolayca hedef gösterilen gruplardan biri haline geliyor. Toplumun karşı karşıya olduğu sorunların sorumluluğu, zaten damgalanan bir azınlık grubunun üzerine atılabiliyor.”

Henüz doğrulanmış bir yasa tasarısı bulunmasa da mevcut tartışmaların yeni kısıtlamalar açısından risk oluşturduğunu belirten Malikov, LGBTİ+’ların toplumun geri kalanına karşı konumlandırılmasının da baskının bir parçası olduğunu vurguladı:

“Üstelik bu tür söylemler yalnızca bir yasa çıkarılmasıyla ilgili değil. İnsanların birbirine karşı konumlandırılması, LGBTİ+’ların toplumun geri kalanından farklı ve tehdit oluşturan bir grup gibi sunulması da başlı başına bir baskı biçimi. Böyle bir ortamda insanlar daha fazla korkuyor, kendilerini ifade etmekten kaçınıyor ve dayanışma ağları zayıflıyor.”

“Azerbaycan’da örgütlenmek neredeyse imkansız”

Azerbaycan’da LGBTİ+ aktivizminin koşullarını da değerlendiren Malikov, 2023’ten bu yana sivil toplum kuruluşlarına ve bağımsız medyaya yönelik baskıların giderek ağırlaştığını belirtti. Ülkede 50’den fazla sivil toplum çalışanı, gazeteci ve aktivistin cezaevinde olduğunu söyleyen Malikov, bağımsız örgütlenme alanlarının ortadan kaldırılmasının LGBTİ+ hareketini de doğrudan etkilediğini anlattı:

“Bugün Azerbaycan içerisinde doğrudan aktivizm yürütmek veya örgütlenmek neredeyse imkansız. Bunu artık kabul etmek zorunda kaldık. Şu anda esas olarak yaptığımız şey, baskıcı politikalar nedeniyle zarar gören, hakları ellerinden alınan veya işsiz kalan insanlara destek olmaya çalışmak. Üç yılı aşkın süredir Azerbaycan içerisinde görünür bir aktivizm yürütemiyoruz.”

LGBTİ+ aktivistlerinin sosyal medyada şantaj ve ifşaya maruz kaldığını, medyada hedef gösterildiğini belirten Malikov, sivil toplum çalışanlarının LGBTİ+’larla iş birliği yapmakla suçlanmasının da siyasi tutuklamaları meşrulaştırmak için kullanıldığını söyledi. Aktivistlerin büyük bölümünün ülke dışında olduğunu aktaran Malikov, kendisinin de parçası olduğu Azerbaycanlı LGBTİ+ aktivist kolektifi ve medya platformu Qıy Vaar!’ın çalışmalarını Fransa’dan sürdürdüğünü belirtti.

“Bakü’de 20–30 kişinin korkmadan bir araya gelebileceği bir alan bulmak bile çok zor”

Malikov, ülkedeki bağımsız gazetecilerin tutuklanmasının bilgiye erişimi zorlaştırdığını, güvenlik kaygıları nedeniyle insanların aktivistlerle iletişim kurmaktan çekindiğini anlattı. LGBTİ+’ların hukuki, psikolojik ve sosyal destek alabilecekleri güvenli alanların da son derece sınırlı olduğunu vurguladı.

Örgütlenme koşullarını şu sözlerle anlattı:

“Bütün bunlardan sonra artık sesimizi duyurabileceğimiz alanlar da giderek ortadan kalktı. Platformlarımız çok azaldı ve insanlar büyük bir korku içerisinde. Eskiden en azından bir mekan bulup bir araya gelebiliyorduk. Bugün Bakü’de yirmi veya otuz kişinin korkmadan bir araya gelebileceği fiziksel bir alan bulmak bile çok zor.”

Sınırlı insan gücü ve maddi kaynaklarla dayanışma çalışmalarını sürdürmeye çalıştıklarını belirten Malikov, yeni yasa tartışmalarının mevcut baskılara eklendiğini söyledi:

“Yeni yasa tartışmaları ise bütün bu koşulların üzerine ek bir baskı yaratıyor. Henüz resmi olarak doğrulanmış bir yasa tasarısı olmasa bile, LGBTİ+’ların yeniden hedef gösterilmesi insanların daha fazla korkmasına neden oluyor.”

Malikov: “Uluslararası LGBTİ+ hareketinden en büyük beklentim, bizi unutmamaları”

Azerbaycan’daki LGBTİ+ karşıtı söylemlerin Rusya, Gürcistan ve Türkiye’deki politikalarla benzerlikler taşıdığını belirten Malikov, LGBTİ+’ların aileye, milli değerlere ve toplumsal düzene yönelik bir tehdit olarak sunulmasının ortak bir örüntü olduğuna dikkat çekti:

“Benzer söylemleri Rusya’da, Gürcistan’da ve Türkiye’de de farklı biçimlerde görüyoruz. Her ülkenin siyasi koşulları farklı olsa da LGBTİ+’ların toplumun değerlerine yönelik bir tehdit olarak sunulması ortak bir örüntü.”

Uluslararası LGBTİ+ hareketine dayanışma çağrısında bulunan Malikov, Azerbaycan’da hak mücadelesini sürdüren az sayıda kolektif kaldığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Uluslararası LGBTİ+ hareketinden ve insan hakları örgütlerinden en büyük beklentim, bizi unutmamaları. Hepimiz savaşlardan, yasaklardan, tutuklamalardan ve sürekli yeni krizlerle mücadele etmekten çok yorulduk. Ben de kişisel olarak çok yoruldum. Ancak bu dönemde sorumluluğumuzun daha da arttığını hissediyorum. Çünkü Azerbaycan’da LGBTİ+ hakları için mücadeleyi sürdürmeye çalışan çok az sayıda kolektif kaldı.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam