19/09/2026 | Yazar: Kaos GL

“‘Aileyi koruma’ iddiasıyla dile getirilen bu politik saldırılar, aslında ailelerimizi korumak bir yana, daha da kırılgan hale getirmektedir. Çocuklarımız hedef gösterildiğinde, biz ebeveynler de toplumda dışlanıyor, yalnızlaştırılıyor ve adeta ‘istenmeyen aile’ konumuna itiliyoruz.”

“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Nedime Erdoğan’ın hikayesi: Bir anne, evladını ölüme terk etmediği için cezaevinde! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden Nedime Erdoğan, LGBTİ+’ların varoluşlarını ve yaşamlarını hedef alan “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi.

İnsan hakları savunucusu Erdoğan; evladının yaşam hakkını savunduğu için, LGBTİ+’ların yalnızlığa, ekonomik güvencesizliğe ve ölüme terk edildiği bir düzende çocuğunun yanında gururla durduğu için bir gecede, evi basılarak tutuklandı.

Bir anne, evladını ölüme terk etmediği için iktidar tarafından haksız ve hukuksuz şekilde cezalandırıldı.

Evladının yanı sıra tüm LGBTİ+ aktivistlerinin kalbine dokunan, adeta kendi anneleriymiş gibi kucak açan, sevgi ve saygı ile sarmalayan Nedime Erdoğan’ın hikayesini KaosGL.org okurları ile paylaşıyoruz.

“Siyasi iktidarın dayattığı tekçi aile modeli, gerçek hayatlarımızı yok sayıyor”

Erdoğan, “Gökkuşağı Aile Grubu” ismiyle 2010 yılından beri faaliyetlerini sürdüren ve 24 Ekim 2019 tarihinde dernekleşen Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nin (GALADER) üyesi.

Erdoğan, LGBTİ+’ların haklarını ve LGBTİ+ ailelerinin arasındaki dayanışmayı güçlendirmek için çalışan GALADER’in kuruluş amacını şöyle açıklıyor:

“Dernek toplumda damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalan cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi ve cinsel yönelimi veya kimliğinin bu yönleriyle ilgili kendini sorgulayan keşfetmeye çalışan LGBTİ+’ların aileleri ve yakınları arasında dayanışmayı geliştirmek amacıyla kuruldu. Derneğimiz damgalanma ve ayrımcılıkla mücadele etmek için bir araya gelmiş olmanın yanı sıra din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet, vatandaşlık, yaş, engellilik durumlarında da baskı ve ayrımcılığa karşı durarak toplumsal barış ve refahın her daim sağlanabilmesi ve sürdürülür kılınması için çalışacak.”

Yıllar boyunca evladının ve diğer tüm LGBTİ+’ların haklarını savunmak amacıyla “Başka bir aile mümkün” diyerek yorulmadan mücadele eden Erdoğan; KaosGL.org okurları için kaleme aldığı “Çocuklarımız tehdit değil onurlu insanlardır” başlıklı yazısında “aileyi koruma” iddiasıyla dile getirilen politik saldırıların aslında aileleri daha da kırılgan hale getirdiğini söylüyor:

“‘Aileyi koruma’ iddiasıyla dile getirilen bu politik saldırılar, aslında ailelerimizi korumak bir yana, daha da kırılgan hale getirmektedir. Çocuklarımız hedef gösterildiğinde, biz ebeveynler de toplumda dışlanıyor, yalnızlaştırılıyor ve adeta “istenmeyen aile” konumuna itiliyoruz. Oysa aile, çocuklarımızla kurduğumuz sevgi ve dayanışma bağından ibarettir. Siyasi iktidarın dayattığı tekçi aile modeli, gerçek hayatlarımızı yok sayıyor.”

“Tehdit olan, devletin en üst makamlarından yükselen nefret dilidir”

Erdoğan, aile denilen kavramın tek tipleştirilmesine karşı çıkarak nefret söylemlerinin LGBTİ+ evlatları yalnızlaştırdığını ve ebeveynleri ise potansiyel düşman olarak konumlandırdığını ifade ediyor:

“Biz Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği olarak biliyoruz ki bu tür söylemler planlıdır. İktidar, yıllardır farklı yaşam biçimlerini düşmanlaştırmakta, toplumsal çeşitliliği “tehdit” olarak kodlamakta ve aileyi tek tip bir kalıba sıkıştırmaya çalışmaktadır. Oysa bizler, aile dediğimiz kavramın tek tip olmadığını, aksine farklılıklarımızla güçlendiğini biliyoruz. Çocuklarımız tehdit değildir. Tehdit olan, onların varlığını yok sayan, eğitimden sağlığa, hukuktan medyaya her alanda haklarını gasp eden politikalardır. Tehdit olan, devletin en üst makamlarından yükselen nefret dilidir. Bu nefret söylemleri, çocuklarımızı yalnızlaştırmakta, biz ebeveynleri ise potansiyel düşman olarak konumlandırmaktadır.”

LGBTİ+’ların tehdit olarak görülmesinin, en temel yaşam hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bizler, çocuklarını yalnızca sevmekle kalmayan, aynı zamanda onların haklarını savunan ebeveynleriz. Evlatlarımızı bastırmaya, değiştirmeye ya da yok etmeye çalışmıyoruz. Onların özgürce, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için mücadele ediyoruz. Çünkü evlatlarımız, bu toplumun özgür, yaratıcı, onurlu bireyleridir. LGBTİ+ çocuklarımızı “tehdit” olarak görmek, onların en temel yaşam hakkına saldırıdır. Biz biliyoruz ki çocuklarımızın varlığı bir tehlike değil, yaşamın en güçlü hakikatidir. Onların varlığı, toplumsal barış ve demokrasi için bir zenginliktir.”

“Bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın çocuklarımızın sesi tamamen kısılabilir”

Erdoğan’ın tüm LGBTİ+’ları bir anne olarak kucaklayışını, aslında en iyi 21 Şubat 2025’te tutuklanan KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar için kaleme aldığı mektubu anlatıyor:

“Bir ebeveyn olarak, bir annenin gözünden baktığımda, senin cesaretin bana ilham veriyor. Çocuklarımızın hak ettiği eşit, adil ve özgür bir dünyayı kurabilmek için gösterdiğin çaba, bizim de yüreğimize güç veriyor. Seni susturabileceklerini sananlar bilmeli ki, senin sesin artık yalnızca sana ait değil; sen, bizlerin de sesi oldun. Aileler olarak biz buradayız ve senin mücadelen bizim de mücadelemiz. Biliyoruz ki haklı olan asla yalnız değildir. Bugün seni demir parmaklıkların ardına koymaya çalışanlar, aslında kimsenin vicdanına zincir vuramayacaklarını görecekler. Senin gözlerindeki ışık, umudun ta kendisi. Ve biz o umudu büyütmeye devam edeceğiz. Dayan sevgili Yıldız, çünkü biz buradayız. Senin güçlü kalemin, vicdanın ve cesaretin hepimize rehber olmaya devam edecek. Seni en kısa zamanda özgürce kucaklayacağımız günün umuduyla, sevgiyle kucaklıyorum.”

“Yası bile tutulamayan LGBTİ+’lar” başlıklı yazısında ise Erdoğan, LGBTİ+ mücadelesinin neden herkesi ilgilendiren bir özgürlük mücadelesi olduğunu şu şekilde aktarıyor:

“En kenarda görülen LGBTİ+ alanı aslında hepimizin en ortak alanı! Neden mi? Ne coğrafyaya ne etnik kökene, ne ideolojiye, ne inanca, ne sosyal sınıfa, ne aileye ne de devletin tutumuna bağlı olan, bu dünyada bazı insanların sadece ve sadece varoluşlarıyla ilgili bir mesele olduğu için. Yani hepimizin bir meselesi ve hepimizin bir parçası. LGBTİ+’ları egemen şiddeti en ağır biçimde yaşayan grup olarak düşünürsek bir binanın en alt katında bulundukları metaforunu kullanabiliriz. Eğer sağlam olmayan bir binanın zemin katını sağlamlaştırırsak, bu binanın üst katlarını da daha sağlam bir hale getirecektir. LGBTİ+’ların özgürleşmesi hepimizi özgürleştirecek derken demek istediğimiz aslında bu.”

Erdoğan, geçtiğimiz yıl KaosGL.org için kaleme aldığı “LGBTİ+ çocuklarımız hedefte: Medeni Kanun ve Ceza Kanunu değişiklik teklifi ne anlama geliyor?” yazısında ise adeta geleceğe ayna tutuyor; şu ifadeleri kullanıyor:

“Bizler, çocuklarımızın eşit ve onurlu bireyler olarak yaşaması için var gücümüzle direneceğiz. Unutmayalım: Sessiz kalmak, bu ayrımcı politikaların onaylanması anlamına gelir. Bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın çocuklarımızın sesi tamamen kısılabilir. Onların geleceğini korumak için dayanışma içinde olmaktan başka bir çaremiz yok.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam