19/10/2026 | Yazar: Kaos GL
29 Nisan İnisiyatifi’nin raporuna göre, “Ailem Güvende” operasyonlarının ardından İstanbul’da trans kadın seks işçilerine yönelik baskılar arttı, idari para cezaları 1.800 liradan 13 bin liraya çıkarıldı.
29 Nisan İnisiyatifi, İstanbul’da trans kadın seks işçilerinin karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini, kolluk müdahalelerini ve cezasızlık uygulamalarını ele aldığı “İstanbul’da Trans Kadın Seks İşçisi Olarak Varolmak: Nefret Suçlarında Takipsizlik” başlıklı raporunu yayınladı.
Ekim 2023–Ekim 2026 dönemini kapsayan raporda, trans kadın seks işçilerinin yaşadığı 32 hak ihlali vakası incelendi. İhlaller; kamu yetkisi kullanılarak gerçekleştirilen müdahaleler, polis şiddeti, işkence ve kötü muamele ile uluslararası koruma haklarına erişim başlıkları altında değerlendirildi.
Rapora göre, incelenen 32 vakanın 30’unda kolluk, üçünde göç idaresi, dördünde yargı ve birinde idare müdahalesi bulunuyor. Vakaların 28’inde hukuki destek sağlanamazken yalnızca dördünde hukuki destek alınabildi. Topluluk temelli hukuki destek açısından ise 30 vakada düzenli hukuki takip yürütülemedi, yalnızca iki vakada takip sağlanabildi.
Raporda, bu sayıların İstanbul’da yaşanan hak ihlallerinin tamamını değil, mevcut dayanışma ağları ve sınırlı imkânlarla kayıt altına alınabilen vakaları yansıttığı vurgulandı.
“Ailem Güvende” operasyonlarının ardından para cezaları 13 bin liraya çıkarıldı
Raporda, 12 Eylül 2026’da başlayan “Ailem Güvende” operasyonlarının ardından trans kadın seks işçilerine yönelik kolluk müdahalelerinin ağırlaştığı belirtildi.
29 Nisan İnisiyatifi, operasyonların ardından idari para cezalarının 1.800 liradan 13 bin liraya çıkarıldığını, trans kadınların yaşadığı mahallelerde sürekli polis devriyeleriyle baskı ortamı yaratıldığını aktardı.
Rapora göre, saha erişiminin bulunduğu mahallelerde her gün en az 10 kişi karakola götürülüyor.
Seks işçiliği yapmanın veya müşteriyle iletişime geçmenin tek başına suç ya da kabahat oluşturmadığı hatırlatılan raporda, trans kadınların kamusal alandaki varlıklarının “rahatsız etme”, “gürültü yapmak” ve “emre aykırı davranış” gerekçeleriyle idari para cezalarına konu edildiği belirtildi.
Para cezası gerekçesiyle karakola götürülüyorlar
29 Nisan İnisiyatifi, idari para cezalarının yerinde tutanakla tebliğ edilmesi gerekirken trans kadın seks işçilerinin hukuki dayanak olmaksızın karakola götürüldüğünü ve saatlerce alıkonulduğunu belirtti. Raporda, aynı kişiye aynı gün içerisinde birden fazla idari yaptırım uygulanabildiği, kadınların sokakta bulunmalarının ve bir araya gelmelerinin kolluk müdahalelerine gerekçe yapıldığı aktarıldı. Kolluk müdahaleleri sırasında kadınların müşterilerinin uzaklaştırıldığı ve geçim kaynaklarına erişimlerinin de engellendiği belirtildi.
Evler mühürleniyor, barınma hakkı engelleniyor
Raporda, trans kadın seks işçilerinin yaşadığı evlerin mühürlenmesi ve sokakların kapatılması uygulamalarına da yer verildi.
29 Nisan İnisiyatifi, 1961 tarihli Fuhuşla Mücadele Tüzüğü’nün yaşam alanlarının kapatılması, binaların mühürlenmesi ve kadınların zorunlu kan testlerine gönderilmesi gibi işlemlerde dayanak olarak kullanıldığını belirtti.
Rapora göre, arama kararı olmaksızın evlere giriliyor; kondomlara, paraya ve gündelik eşyalara el konularak bunlar “fuhşa yer temini” suçlamasına delil olarak gösteriliyor. Sivil takip ve drone destekli izleme uygulamalarıyla da kadınların yaşam alanlarına müdahale ediliyor.
Mühürleme ve sokak kapatma kararlarının, yürütmeyi durdurma başvuruları sonuçlanmadan uygulandığına dikkat çekilen raporda, hukuka aykırılık daha sonra tespit edilse bile kadınların barınma alanlarını kaybettiği vurgulandı.
Polis şiddeti, işkence ve kötü muamele: Şikâyetçiler şüpheliye dönüştürülüyor
Raporda, trans kadın seks işçilerinin kolluk müdahaleleri sırasında fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığına ilişkin çok sayıda aktarım yer aldı.
29 Nisan İnisiyatifi, gerekçesiz durdurma, doğumda atanan adla seslenme, ters kelepçe, yerde sürükleme, biber gazı kullanımı, kapalı polis aracında bekletme ve ağır yaralanmalara yol açan darp uygulamalarını belgeledi.
Kolluk müdahalelerini kayıt altına alan kadınların telefonlarına el konularak görüntülerin silindiği, karakollarda ise kişilere söylemedikleri ifadeleri içeren belgelerin imzalatılmaya çalışıldığı aktarıldı.
29 Nisan İnisiyatifi, Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasının, kolluk müdahalesine itiraz eden veya şikâyetçi olmak isteyen kadınları şüpheli konumuna getirmek için kullanıldığını belirtti. Raporda, trans kadın seks işçilerinin maruz kaldığı saldırı, tehdit, gasp ve haraç olaylarında şikâyetlerin alınmadığı, failler hakkında etkin soruşturma yürütülmediği de vurgulandı.
Göçmen trans kadınlar sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya
Raporda, göçmen ve mülteci trans kadın seks işçilerinin yaşadığı hak ihlallerine de ayrı bir başlık ayrıldı.
29 Nisan İnisiyatifi, göçmen trans kadınların sokakta yürürken, çalışma alanlarında bulunurken veya düzenli imza yükümlülüklerini yerine getirirken karşılaştıkları kimlik kontrollerinin idari gözetim, geri gönderme merkezine sevk ve sınır dışı edilme riskine dönüşebildiğini belirtti.
Göç idaresi işlemlerine ilişkin vakalarda kadınların avukatlarına ve arkadaşlarına erişimlerinin engellendiği, tutulma koşulları hakkında bilgi alınamadığı, sağlık hizmetleri ve ilaçlara erişimin kesintiye uğradığı aktarıldı.
29 Nisan İnisiyatifi’nden çağrı: Kalıcı hukuki destek mekanizmaları kurulmalı
29 Nisan İnisiyatifi, raporun sonuç bölümünde trans kadın seks işçilerinin maruz kaldığı hak ihlallerine karşı kalıcı kayıt, takip ve hukuki destek mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.
Özellikle gece saatlerinde yaşanan gözaltı ve saldırılara müdahale edebilecek, transların deneyimlerini ve ihtiyaçlarını bilen avukatların yer aldığı topluluk temelli bir hukuki destek ağı kurulması gerektiği belirtildi.
Raporda, baroların görevlendirdiği avukatların seks işçiliği mevzuatı, Kabahatler Kanunu, çocuk koruma yükümlülükleri ve göç hukuku alanlarında desteklenmesi; işkence ve kötü muamele vakalarının İstanbul Protokolü standartlarına uygun biçimde belgelenebilmesi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve ilgili kurumlarla düzenli yönlendirme mekanizmaları kurulması önerildi.
29 Nisan İnisiyatifi, trans kadın seks işçilerinin kamusal alanda bulunmalarının idari para cezalarına gerekçe yapılmasına, hukuki dayanak olmaksızın karakola götürülmelerine, evlerinin mühürlenmesine ve zorunlu tıbbi işlemlere tabi tutulmalarına son verilmesini talep etti.
Raporda ayrıca kolluk birimlerine, trans kadın seks işçilerinin maruz kaldığı saldırı, gasp, haraç ve tehdit şikâyetlerini eksiksiz kayda alma ve etkin soruşturma yürütme çağrısı yapıldı.
Göçmen ve mülteci trans kadınların keyfi idari gözetim ve sınır dışı işlemlerine maruz bırakılmaması, geri göndermeme ilkesinin uygulanması ve sağlık ile hukuki desteğe kesintisiz erişimlerinin güvence altına alınması istendi.
29 Nisan İnisiyatifi, trans kadın seks işçilerinin barınma, sağlık, güvenlik ve geçim haklarının korunabilmesi için trans özörgütlenmesini ve sürdürülebilir dayanışma ağlarını destekleyecek kurumsal kaynakların oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
