19/09/2026 | Yazar: Mehmet Murat Yıldırım

Onu kendisine atılan suçlamalarla değil, yıllardır verdiği mücadeleyle tanımlayalım. Kuşadası’ndaki emeğini, Aydın’daki dayanışmayı, LGBTİ+ hareketi içerisindeki çalışmalarını, kadın mücadelesiyle kurduğu bağı ve vicdani retçi kimliğini konuşalım.

Hikmet’i salın! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bazı insanları yakından tanımazsınız ama ne yaptıklarını bilirsiniz. Nerede durduklarını, hangi meselelerde ses çıkardıklarını, kimlerin yanında olduklarını bilirsiniz. Aynı şehirde yaşamışsınızdır, aynı sokaklardan geçmişsinizdir. Belki yollarınız doğrudan kesişmemiştir ama varlığından haberdar olmuşsunuzdur.

Deniz Hikmet Hazer benim için biraz böyle bir isimdi.

Kuşadası’nda uzun yıllar yaşadım. Gazetecilik yaptım, yerel siyaseti, kentte yaşananları ve toplumsal mücadeleleri yakından takip ettim. Kuşadası küçük bir kenttir. Her ne kadar dışarıdan büyük bir yer gibi görünse de insanlar birbirinden haberdardır. Kimin ne yaptığı, nasıl bir çizgide durduğu bilinir.

Hikmet’in varlığını da bu şekilde biliyordum.

Doğrudan uzun yıllara dayanan bir arkadaşlığımız olmadı. Fakat LGBTİ+ mücadelesinin içerisinde olduğunu, Kuşadası’nda ve Aydın’da bu alanda emek verdiğini biliyordum. Son dönemde ise yollarımız gazetecilik ve haber dayanışması üzerinden daha fazla kesişti. Ben sürgünde, İsviçre’deyim. Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik baskıların yoğunlaştığı bu dönemde yaşananları birlikte takip ettik. Bana doğru bilgiyi ulaştırmaya, yaşananları görünür kılmaya çalıştı. Böylece Hikmet’i yalnızca Kuşadası’ndan bildiğim bir aktivist olarak değil, verdiği mücadelenin içinden biraz daha yakından tanıma fırsatı buldum.

Ve bugün Hikmet tutuklu.

Buna itiraz etmemek mümkün değil.

Çünkü Hikmet’in hikâyesi bugün hakkında yürütülen soruşturmadan ibaret değil.

Hikmet yıllardır LGBTİ+ mücadelesinin içerisinde. Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nin kuruluşunda yer aldı. 2020’de Aydın LGBTİ+ Dayanışması’nın kurucu üyelerinden biri oldu. LGBTİ+’ların bir araya gelebilmesi, dayanışma ağlarının kurulması, hak ihlallerinin görünür kılınması ve insanların yalnız bırakılmaması için yıllarca emek verdi.

Bunlar birkaç günlük işler değil.

Yıllara yayılan bir mücadele.

Kuşadası’nda ve Aydın’da LGBTİ+’ların, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin ve farklı kimliklerden insanların kendilerini ifade edebileceği alanların oluşmasına katkı sunmak, örgütlenmek, dayanışmak ve baskı karşısında geri çekilmemek kolay değil.

Hele ki LGBTİ+’ların hedef gösterildiği, etkinliklerinin yasaklandığı ve örgütlenme alanlarının daraltıldığı bir dönemde.

Hikmet bütün bunların içerisinde görünür olmayı tercih etti.

Saklanmadı.

Geri çekilmedi.

Sözünü söylemekten vazgeçmedi.

Vicdani retçi kimliği de bu mücadelenin başka bir parçasıydı.

Hikmet 2025 yılında vicdani reddini kamuoyuna açıkladı. Militarizme, zorunlu askerlik sistemine ve bedenler üzerinde kurulan devlet denetimine itiraz etti. Bu itirazını LGBTİ+ mücadelesinden ve feminist mücadeleden bağımsız görmedi.

Bu önemli.

Çünkü Hikmet’in mücadelesine yalnızca “LGBTİ+ aktivizmi” başlığı altında bakmak eksik kalıyor.

Onun mücadelesinde toplumsal cinsiyet var.

Kadın mücadelesi var.

LGBTİ+ mücadelesi var.

Militarizm karşıtlığı var.

Vicdani ret var.

İnsanların kendi bedenleri ve yaşamları üzerinde söz sahibi olabilmesi için verilen mücadele var.

Bütün bunların ortak bir noktası bulunuyor: İnsanların kendilerine dayatılan kalıplara itiraz etmesi.

Hikmet de yıllardır tam olarak bunu yapıyor.

Üstelik bu mücadele onun için yeni de değil. Yıllardır LGBTİ+ hakları için sokakta, örgütlenmelerin içerisinde ve dayanışma alanlarında yer aldı. Baskı karşısında geri çekilmek yerine sözünü söylemeye devam etti.

Bugün ise Hikmet, tam da yıllardır verdiği mücadelenin hedef alındığı bir saldırının içerisinde tutuklu.

Son dönemde LGBTİ+’lara yönelik operasyonlarda kullanılan suçlama dili, yalnızca tek tek insanları hedef almakla kalmıyor, LGBTİ+ kimliğini, örgütlenmesini, dayanışmasını ve görünür olma halini kriminalize eden bir anlayışı da ortaya koyuyor. “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonlar da bu baskı atmosferinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Hikmet’e yöneltilen suçlamalar da onun yıllardır verdiği mücadelenin üzerine kurulmuş bir karalama politikasının parçası.

Hikmet’in LGBTİ+ mücadelesini, vicdani retçiliğini, feminist mücadeleyle kurduğu bağı ve politik itirazlarını bir suç unsuru gibi göstermek, aslında yıllardır verdiği mücadeleyi itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.

Mesele tam da burada.

Hikmet’in sadece kimliği değil, bu kimliğiyle ve bu mücadeleyle görünür olması hedef alınıyor.

Hikmet’in sadece tercihleri değil, bu tercihler üzerinden kurduğu özgürlük alanı hedef alınıyor.

Hikmet’in yıllardır verdiği örgütlü mücadele ve dayanışma ağı hedef alınıyor.

Hikmet’i tanımlayan şey, hakkında ortaya atılan iddialar değil, yıllardır gösterdiği direniştir.

Hikmet’in yıllardır yaptığı şey insanların kimliklerini gizlemelerini istemek değil, kendileri olarak yaşayabilecekleri alanları büyütmekti, örgütlenmekti, dayanışmaktı, ayrımcılığa, militarizme ve kendisine dayatılan kalıplara itiraz etmekti.

Bugün ise bütün bunlar üzerinden Hikmet’e bir suç hikâyesi kurulmaya çalışılıyor.

Ben buna itiraz ediyorum.

Çünkü Hikmet’i tanıyorum.

Nasıl mücadele ettiğini biliyorum.

Kuşadası’nda ve Aydın’da yıllardır verdiği emeği biliyorum.

Deniz Hikmet Hazer, LGBTİ+ mücadelesine emek vermiş, dayanışma örgütlemiş, vicdani ret hakkını savunmuş bir aktivisttir.

Onu kendisine atılan suçlamalarla değil, yıllardır verdiği mücadeleyle tanımlayalım.

Kuşadası’ndaki emeğini, Aydın’daki dayanışmayı, LGBTİ+ hareketi içerisindeki çalışmalarını, kadın mücadelesiyle kurduğu bağı ve vicdani retçi kimliğini konuşalım.

Çünkü Hikmet yalnız değil.

Onun yanında yıllardır birlikte mücadele ettiği insanlar var.

Ben de bugün o dayanışmanın bir parçası olarak söylüyorum:

Hikmet’i salın!

Çünkü insanların kimlikleri, bedenleri, yaşamları ve itirazları suç değildir.

Hikmet’in mücadelesi de suç değildir.

Hikmet’e atılan iftiralar, onun direnişini gölgeleyemez.

Hikmet’in hikâyesini, onu hedef alanların kurduğu birkaç ‘yalan’ cümleye bırakmayacağız.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam